Şu Satanist, Perdefolik, Satanist Hillary Clinton'un Gilgamesh'in cesedini ve gömülü Nefilim’leri araması ve ABD'nin Irak'ta savaşa girmesinin gerçek nedeni. 13 Aralık 2018'de, Dışişleri Bakanlığı e-postalarının “FOIA Bilgi edinme özgürlüğü yasası” çerçevesinde yayınlanan belgelerde, Hillary Clinton'ın "Gilgamesh'in diriliş odası, cesedinin yeri ve gömülü Nefilimlerin yeri ile ilgili belgeler talep ettiği" iddiasının doğrulandığı iddia edildi. Gilgamesh'in mezarı, Lidar kullanılarak Yorg Fassbinder adlı bir arkeolog tarafından bulundu. O zamanlar konu Media’da haber olmuş ve elde edilen bilgiler canlı yayında açılacaktı. DNA’mızın tarih içindeki değişimi hakkında bilgilere ulaşacaktık. Ama bu olmadı ve bu olayın hemen ardından 2003'te ABD ordusu Irak'ı işgal etti.
Nefilimler’den, Tevrat'ın (Yaratılış 6:1-4) bölümünde geçen, insan kadınlarıyla gökten gelen varlıkların (Tanrı’nın oğulları) çiftleşmesi sonucu doğduğuna inanılan devasa ve güçlü varlıklardır. Kimilerine göre bunlar “Düşmüş melekler”dir. Kimilerine göre antik devler veya kaybolmuş bir uygarlığın üyeleri’dir. UFO teorisyenlerine göre bunlar Uzaylılardır. Cin ve şeytanların kimlik değiştirmiş hali olarak da görenler de vardır.
ABD ordu, bu çalışmayı yapan Yorg Fassbinder ve ekibini kovdu ve bölgeyi karantinaya aldı. Daha sonra kamyonlar getirdiler, kazı alanına tam bir askeri üs kurdular, gece boyunca kazı yaptılar ve mezarı ve buldukları her şeyi aldılar. Hikaye medyadan tamamen silindi ve bir daha asla konuşulmadı. Burada asıl soru şu: Hillary Clinton neden Gılgamış ve gömülü Nefilimler’le bu kadar ilgiliydi? Ne biliyorlardı, ya da neyi bilmek istiyorlardı? DNA örneklerinden ne öğrendiler?
Sirius’tan, Marduk’tan gelecek Uzaylılarla tanışmaya hazır mısınız? Cinler ve Şeytanlar, Anunaki’ler ve Reptilyan’lar dünyası’na hoş geldiniz. Sakın onlar Cinlerin ve Şeytanların kılık değiştirmiş şekilleri olmasınlar. Ve bizler bugün hala aramıza karışan yaratıkların hulul ettiği bu insanların gerçekte kim olduklarını ve neye inandıklarının farkında mısınız?
Marduk, Babil ve Asurluların yaradılış destanlarında yer alan, tanrıların en bilgesi ve güçlüsüdür. Marduk Enki'nin oğludur. Ama aslında Marduk bir yıldız kümesinin adıdır. Ve Oradan gelenlerin başındaki kişiden söz ediyoruz. Enlil ise Anu ve Anu’nun kız kardeşi Antu’nun oğlu. Enlil ve Marduk arasındaki taht kavgası bin yıllardır devam ediyor. Marduk, babası Enki'nin Dünya ve Nibiru varisi olması gerektiğini düşünüyordu; ama olmadı. Peki bunların bizim gerçek dünyamızdaki bugünkü karşılığını nasıl okumalıyız? Unutmayalım ki, geleceği yalnız Allah bilir. Kahinler’in anlattıkları, Mitoloji bizim için delil olamaz. Ama bunlara inananların kim olduklarını, ne yapmak istediklerini anlamak için bir bilgi olarak not edilebilir. Kur’an bize, dünyamıza yaklaşacak iki yıldız/ ya da yıldız kümesinden bahseder. Bunların Kur’an-ı kerimdeki adaları ise Tarık ve Şira’dır. Tarık hakkındaki bilgiler “Tarık Suresi”nde, Şira’nın adı da “Necm 49”da geçer. Tarık hakkında “karanlık bir yerden darbeler vurarak geldiği” belirtilirken, Şira hakkında “Şira’nın da Rabbi Allah’tır” denilir. Şi'ra = Sirius'tur. Tarık Yıldızı'nın tam olarak hangi yıldız olduğu konusunda görüş ayrılıkları vardır. Bu yıldızın Nötron yıldızı, Venüs veya Satürn olabileceğini söyleyenler de vardır. Niburi, Marduk 1960’ların sonunda Eric Von Daniken’ın “Tanrıların Arabaları” kitabı ile gündeme gelmişti. Uzaylıların dünyayı ziyaret edecekleri konusu ile birlikte tartışılmaya devam etmektedir. Bu anlamda Gılgamış Destanı, insanlık tarihinin en eski yazılı eserlerinden biri olan Sümer mitolojisine dayalı bir Akadca yazılmış epik bir destansı şiirdir. MÖ 2100’lerde Mezopotamya’da yazılan bu destanda, Uruk kralı Gılgamış’ın yaşadıkları anlatır. 2/3 tanrı, 1/3 insan olan bir yarı tanrı, yarı insan bir Tanrı Kıral’ın hikayesi anlatılır.
Bugün yaşamakta olduğumuz süreci anlamak için bu mitolojik hikaye işe yarayabilir. Tanrılar, Gılgamış’ı dengelemek için vahşi bir adam olan Enkidu’yu yaratır. Enkidu, doğayla uyum içinde yaşarken bir avcı tarafından fark edilir ve bir tapınak rahibesiyle tanışarak “uygarlaşır”. Gılgamış ile karşılaşır, onunla dövüşür ve sonunda ikisi arasında derin bir dostluk başlar.
Gılgamış, ölüm korkusuyla Ea (namı diğer: Enki)’nin kurtardığı Utnapiştim adındaki ölümsüz bilgeyi bulmak için uzun bir yolculuğa çıkar. (Utnapiştim, Nuh Tufanı benzeri bir hikâyeyle insanlığı yok eden büyük tufandan sağ kurtulan kişidir). O Gılgamış’a “ölümsüzlüğün tanrıların bir lütfu olduğunu” söyler. (Utnapiştim’in tanrılarla ilişkisi, Gılgamış Destanı’nda hem onun tufandan kurtuluşunun hem de ölümsüzlüğe kavuşmasının temelini oluşturur). Birileri bu sırrı arıyor bugün.
Anunaki’de Enlil insanları dünyayı ifsat ettikleri için yok etmeye karar vermişti ama Tanrı Ea, Utnapiştim’i uyardı ve “Bir gemi yap,” dedi, “canlı olan her şeyden al, içine koy.” Utnapiştim’in tanrılarla ilişkisi, Gılgamış Destanı’nda tufandan kurtuluş ve ölümsüzlüğe kavuşmayı anlatır.
Anunnaki, Mezopotamya mitolojisinde tanrıların toplu adıdır ve genellikle büyük kararların alındığı konseyi temsil eder. “Utnapiştim” Hz. Nuh örneğinden yola çıkarak insanlığın kurtarıcısı olarak öne çıkar. Burada en önemli figürlerden biri de, “bilgelik ve su tanrısı Ea”dır. Tanrılar konseyinde, tanrılar tanrısı Enlil insanlığın dünyaya verdiği zarar sebebi ile onları büyük bir tufanla yok etmeye karar verdiğinde, Ea bu karara karşı çıkar ve Utnapiştim’e rüya yoluyla gizlice bir uyarı gönderir. Ona, küçük bir topluluk da olsa insanlığın hayatta kalması için “bir gemi yap, insanları kurtar” der. Utnapiştim’in önderliğinde bazı insanların hayatta kaldığını öğrendiğinde öfkelenir: “Nasıl oldu da bu insanlar kurtuldu?” diye sorar. Tanrı olmuşlar(!?) ama Tanrılık rolünü de oynayamıyorlar. Birileri arkalarından bir işler çeviriyor, farkında değiller. Cinin Şeytanları ile İblis birlik olup bunlarla oynuyor. Bu gün de aynı İblis Lucifer maskesi ile aynı oyunu oynamaya çalışıyor aslında. İklimciler filan aynı Şeytani oyunun birer parçasıdırlar.
Tufan’ın sonunda, Utnapiştim gemiden iner ve tanrılara kurban sunar. Bunun kokusu tanrılara ulaşır ve affedilir. Böylece tanrılarla insanlar arasında bir barış köprüsü kurulur ve tanrılar konseyi (Anunnaki) Utnapiştim ve onunla birlikte olanlara ölümsüzlük verir. Bu, Utnapiştim’in tanrılarla ilişkisinin bir ödülle taçlandığını ve onun artık yarı tanrısal bir statüye yükseldiğinin işaretidir.
Bu EA karakterine dikkat etmek gerek. Ea, tanrılar konseyinde Enlil’in insanlığı yok etme kararına karşı çıkar. Enlil, ise insanlığı büyük bir tufanla onları silmeye karar vermişti. Sonraki gelişmeleri anlattım. Bu arada Aşk ve Savaş Tanrıçası İştar (İnanna)’dan da sözetmek gerek.
Gılgamış, aşk tanrıçası İştar’ın teklifini reddedince öfkelenen İştar, Gökyüzü Boğası’nı Uruk’a saldırtacaktır. Gılgamış ve Enkidu’da boğayı öldürecektir. Onun için Gılagameş “Birlikte Canavar Humbaba’yı devirdik, Gökyüzü Boğası’nı yere serdik” diyordu.
Gelelim bu hikayenin bu güne yansımasına.. Hz. Nuh olayının Gılgameşle ilişkilendirilmesi Şeytani bir tahriften başka bir şey değil. Bugün burada anlatmak istediğim ise bu hikayenin bu güne yansıması ile ilgili. Yeni Uluslararası sistem ve Global Reset hareketi ile bağı üzerine.
Elon Musk'ın küçük çocuğunun adı X Æ A-Xii. Bu isim, ilk başta "X Æ A-12" olarak duyurulmuştu. Bu, Elon Musk ve şarkıcı Grimes'ın 2020 yılında doğan ilk çocuklarının adıdır. İsim, "X" harfiyle başlıyor, "Æ" yapay zeka (AI) sevgisini simgeliyor ve "A-Xii" ise A-12 uçağına atıfta bulunuyor. "AI", "Artificial Intelligence"ın kısaltmasıdır ve Türkçeye "Yapay Zeka" olarak çevrilir. Yapay zeka, bilgisayar sistemlerinin insan zekasını taklit ederek öğrenme, problem çözme, karar verme gibi yetenekler sergilemesini sağlayan bir teknoloji alanını ifade eder.
Elon Musk, “Bill Gates ve küreselci ÖLÜM tarikatının insanlığı köleleştirmeye çalıştığını. Eğer durdurulmazlarsa insanlığın mahvolacağı” konusunda uyarılarda bulundu bir ara.. 29 Ağustos 2009'da Hillary Clinton'ın arka bahçesindeki bir tavuğu Moloch'a kurban ettiğine dair e-postalar da sızdırılmıştı. Moloch, “çocukların kurban edilmesi”yle ilişkilendirilen Kenan tanrısının adıdır. 27 Mart 2011’de Hillary Clinton, Huma Abedin'e "bu gece Comet'e PingPong’u da al gel" diye bir e-posta gönderdi. Hillary ayrıca "ofise uğrayıp inhalerini al. Hiçbir şey kalbini KURBAN GECESİ kadar hızlandıramaz" diyordu. Yani onlar Şeytani plan için aslında 2000’den beri çalışıyorlar. Birileri “Yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayattan söz ediyor. İnsanlığın yok oluşla karşı karşıya olduğunu” söylüyor ve Upnapiştim’e oynuyorlar. Ve Tanrı edindikleri Şeytanları ikna etmek içinde kurbanlar sunmaktan geri durmuyorlar.
Noah Harari, durduk yere “İnsan Tanrı olacak” demiyordu. “Ölümsüzlük”den bahsetmiyordu. Bugünkü Tevrat’ta Meşiah’ın kurtarıcı rolünden söz edilir. Hristiyanlıkta da öyle. Hatta ilk kurtulacakların hangi kabileden kaçar kişi olacağı da yazılı. Kendilerini Tanrının ailesinden kabul edenler aslında Şeytanın çocukları’na dönüştüklerinin farkında değiller. Gökten Uzaylılar mı gelecek, Tanrılar mı, Mesih mi gelecek her şey birbirine karıştı. Dinler Yecüc-Mecüc’den bahsediyor, bunlar Uzaylıların istilasından. Trump Tanrı olmak istiyor Anunaki konseyine katılmak istiyor sanki.
Başta, ABD’nin Irak’ı işgali ve orada Gılgameş’in mezarının aranmasından söz ettim. 11 Eylül komplosu da Irakın işgalinin bahanesi idi aslında. Irakda birileri Babili arıyordu. Metrix bunun hikayesi değil mi idi. Hz. Süleyman'ın hazinelerini, Cin ve Şeytanlarla ilişkisinin sırrını da arıyorlardı birileri Arz-ı mev’ud coğrafyasında. Ve Gılgameşin Nefilimler’ini arıyorlardı. Bu Şeytani akıl aslında dünden bugüne önemli mesajlar taşıyor. Bugüne gelince, kimine göre ise Uzaylılar kimi zaman insan kılığına bürünen sürüngenler olarak dünyaya geldiler bile. Şeytanlar ve cinler insanlara hulul ederek, onlara dönüşüyorlar. Bugünkü temel sorun bu. Helal haram dinlemediklerinden ve gayeye giden her yolu meşru gördüklerinden bugün güç, servet ve iktidar sahiplerinin önemli bir kısmı onlardan. Şeytan onları Allah’la aldattı. Ve artık “gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, Kalpleri var hissetmiyorlar. Her yerde ve farklı kimliklerle aramızdalar. Onlardan uzak duralım. Selam ve dua ile.