'Hasret Koordinatları': Mistisizm ve bilimin büyülü sentezi

Shubhangi Swarup’un "Hasret Koordinatları" (Latitudes of Longing) adlı romanı, Hindistan’ın dünya edebiyatına sunduğu en etkileyici armağanlardan biri olarak değerlendirilebilir. Swarup’un bu eseri, çok katmanlı yapısıyla, farklı türlerin ve anlatı tekniklerinin ustalıkla harmanlandığı bir şaheser.

Roman, bir yandan jeolojik değişimlere odaklanan eko-kurgu unsurları taşırken, diğer yandan insanoğlunun doğayla ilişkisini tarihsel ve duygusal bir perspektiften ele alıyor. Bu yönüyle, Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık eserini çağrıştıran bir tür “büyülü gerçekçiliğin evrimsel bir yorumu” olarak değerlendirilebilir. Ancak Swarup’un yaklaşımı, hem insanlığın hem de doğanın tarihine odaklanarak, bölgesel hikâyeler ve evrensel meseleler arasında köprüler kurmayı başarıyor.

Roman, Himalayalar’dan Andaman Adaları’na kadar geniş bir coğrafi yelpazede, doğanın gücünü, insan ilişkilerini ve zamansızlığın etkisini bir arada işlerken, okuru adeta bir içsel ve fiziksel yolculuğa çıkarıyor.

Hasret Koordinatları, çev:Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt,384 syf., April Yayınları,2025

MİSTİSİZM VE BİLİMSEL DÜŞÜNCENİN SENTEZİ

Swarup, jeoloji, tarih ve mitolojiyi bir araya getirerek, okuyuculara hem bir keşif hem de bir anlam arayışı sunuyor. Bu bağlamda, Hasret Koordinatları sadece Hindistan edebiyatında değil, dünya edebiyatı sahnesinde de özel bir yere sahip.

Romanı okuyanlar, hem Hindistan’ın doğasına ve kültürel zenginliğine derinlemesine bir yolculuk yaparken hem de insanlığın doğayla olan bağını yeniden düşünme fırsatı buluyor. Bu eser, zengin bir hayal gücü ve derin bir felsefi bakış açısıyla, modern edebiyatın unutulmaz eserlerinden biri olarak akıllarda yer ediyor.

Shubhangi Swarup’un "Hasret Koordinatları" romanında yer alan Girija Prasad ve Chanda Devi arasındaki aşk, sadakatin sevginin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu hatırlatan güçlü bir hikâye sunuyor. Pozitivist ve bilimsel bir bakış açısına sahip Girija Prasad ile mistik bir ruh taşıyan Chanda Devi’nin farklılıklarına rağmen, birbirlerini anlamaya çalıştıkları bu yolculuk, okurlara derin bir insanlık portresi çiziyor. Farklı dünyalara ait bu iki karakterin, zıtlıkların ötesinde bir bağ kurması, kitabın tematik zenginliğini vurgulayan çarpıcı bir örnek.

Roman, yalnızca bu karakterler üzerinden değil, diğer anlatı unsurlarıyla da mistisizm ve bilimsel düşüncenin bir tür sentezini sunuyor. Hasret Koordinatları bu yönüyle, David Mitchell’ın Cloud Atlas (Bulut Atlası) adlı filmiyle benzer bir ruh taşıyor. Swarup’un karakterleri ve doğa tasvirleri, okura büyük bir evrensel ağın içinde, birbiriyle bağlantılı ruhların ve hikâyelerin varlığını hissettiriyor. Her bir karakter—Mary, Plato, Thapa, Apo, Ghazala ve Bebo—kesintisiz bir zaman akışının parçaları gibi hareket ediyor. Kitap, bu kolektif bilinç fikrini, doğanın büyüklüğü ve insanın onun içindeki yerini sorgulayan bir yaklaşımla işliyor.

Doğa ve hayvanlar, romanın neredeyse birer başkarakteri haline geliyor. Swarup, her bir hayvan ve doğal olay aracılığıyla okurlarına yeni bir bilgi ya da farkındalık kazandırıyor. Özellikle Plato karakteri, hapishanenin kısıtlayıcı duvarları arasında doğanın güzelliklerine tutunarak direniyor ve okuyucuyu derin bir şekilde etkiliyor. Plato’nun varoluşu, insan ruhunun doğa ile olan bağını ve bu bağın ne denli dönüştürücü olabileceğini ortaya koyuyor.

Roman, dil ve anlatımıyla, aynı zamanda son yılların en sıra dışı edebiyat eserlerinden biri olarak öne çıkıyor. Swarup’un karakterleri ve onların dünyaya bakışları, farklılıkların uyumu içinde bir bütünlük sunarken, edebiyatın sınırlarını zorlayan bir eser olarak adeta okurun zihninde yankılanıyor. Hasret Koordinatları, hem edebi derinliği hem de tematik çok yönlülüğüyle, uzun yıllar boyunca hatırlanacak bir başyapıt olmaya aday.