ABD'nin önde gelen yayın organlarından The Hill'de, Trump son dönemdeki politikalarını küresel etkilerinin ve ABD için olası sonuçlarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Trump'ın aynı anda hem Çin, İran ve Rusya gibi ABD karşı eksene hem de müttefiklerine karşı bir savaş yürüttüğü tespiti yapılan analizde, Trump ve ekibinin izlediği bu strateji ile daha başlamadan üçüncü dünya savaşını kaybetmeye başladığı belirtildi.
Analizde ayrıca; Trump'ın hamlelerinin başta Rusya, Çin ve İran olmak üzere küresel arenada nasıl karşılık bulduğuna dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte The Hill'de yayınlanan analiz:
Trump ve ekibi iki dünya savaşını ve bunlara bağlı olarak daha başlamadan üçüncü dünya savaşını kaybediyor.

Bunlardan ilki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'yı işgal ederek Batı'ya karşı ilan ettiği savaş, ikincisi ise Trump'ın şu anda ABD müttefiklerine karşı yürüttüğü savaş.
Kendi kendini yenilgiye uğratan bu yaklaşım Amerika'yı kesinlikle yeniden büyük yapmayacak ve giderek daha fazla güç kaybetmesine neden olabilir.
Hatta bu gelişmeler, ABD'nin küresel ekonomik ve askeri gücünün kısmen ya da tamamen yok olmasıyla sonuçlanabilir.
Zira hiçbir ülke, aynı anda herkesle savaş halinde olmayı sürdüremez.

ABD'nin karşısında Avrupa'da yeniden canlanan bir Rusya, Çin'de yükselen bir eş-eşit, İran ve Kuzey Kore'de nükleer silahlara sahip olmaya niyetli rejimler ve şimdi de Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari ve askeri gemiciliği durdurmaya niyetli Husi isyancılar var.
Ancak Trump ekibi ABD'nin müttefiklerini demokrasiyi savunmak için bir araya getirmek yerine ticaret savaşları başlatıyor ve Washington'un artık NATO'ya tam destek vermeyebileceğini ima ediyor.
Aralarında Başkan Yardımcısı JD Vance'in de bulunduğu bazıları Avrupa Birliği'nin kıtada ve Kızıldeniz'de kendi savunmasıyla baş başa bırakılması gerektiğini savunuyor.
Aynı anda “savaşın dezavantajları”
Putin Trump'a zaman kazandırmaya çalışıyor. Neden mi? Çünkü Putin Donbas'ta yeni bir çok cepheli saldırıya hazırlanıyor.

Nitekim geçtiğimiz günlerde Kremlin;
“Rusya ordusuna son yılların en büyük asker alımlarından birinin yapılmakta olduğunu”
duyurdu.
Diğer yandan Moskova, 160,000 acemi askeri askere çağırıyor ve bu rakam, geçen yılın tamamından 10,000 daha fazla.
Putin ayrıca Orta Doğu'da Trump ekibine karşı vekalet savaşları yürütüyor. Rusya İran'a balistik füzeler tedarik ederken Tahran da Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Afrika Boynuzu açıklarında ABD deniz taşımacılığını ve deniz kuvvetlerini tehdit eden her iki gruba destek veriyor.
Moskova aynı zamanda İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve nükleer silah programına da müdahale etmeye çalışıyor.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergei Ryabkov, Trump'ın Tahran'ın nükleer tesislerini bombalaması halinde bunun “feci” sonuçları olacağını belirterek ABD'ye başka bir meydan okumaya imza atıyor.
Bu arada Hint-Pasifik bölgesinde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Trump ekibinin küresel ölçekte attığı yanlış adımlardan ve bölgede yarattığı jeopolitik boşluklardan sonuna kadar faydalanıyor.
Pekin artan askeri gücünü desteklemek için Mart ayında savunma bütçesini 2025 yılında yüzde 7.2 oranında arttıracağını açıkladı.
Xi'nin hamleleri sadece kağıt üzerinde kalmıyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması, Hint-Pasifik'te artan ayak izini göstermek için giderek daha görünür askeri tatbikatlar düzenliyor.
Bu tatbikatlar arasında Avustralya açıklarında canlı ateşle yapılan deniz tatbikatları ve ABD'nin müttefikleri Avustralya ve Yeni Zelanda'yı birbirinden ayıran Tasman Denizi'nde deniz gücü gösterisi de yer alıyor.

En kaygı verici olanı ise Xi'nin geçen hafta Tayvan'ı abluka altına almak ve işgal etmek üzere tasarlanan geniş çaplı askeri tatbikatı.
Yaklaşık 100 Çin gemisinin katıldığı tatbikatta “limanlar ve enerji tesisleri gibi simüle edilmiş hedeflere hassas saldırılar gerçekleştirildi.”
Simüle edilen hedefler arasında “limanlar ve enerji tesisleri” de vardı.
Avrupa ve müttefikler
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Trump'ı uyardı.
Ursula von der Leyen;
“Halkımızı ve refahımızı korumak için ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Müzakere edecek gücümüz var ve Trump'ın hamlelerini geri püskürtecek gücümüz var.”
açıklamasında bulundu.

AB, toplamda ABD ekonomisinden daha büyük bir pazara sahip ve savunma sanayinde silah ihtiyaçlarını karşılamak için alternatifleri var.
Xi de Trump ekibinin AB ile yarattığı açılımı görmezden gelmiyor. Çin Mart ayı sonunda Trump'ın AB ve Pekin'e yönelik gümrük vergilerini engellemek için Brüksel'le birlikte çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.
Trump, Putin ve Xi'yi bölmek bir yana, derinleşen “Sınır Tanımayan” ortaklıklarını sağlamlaştırıyor.
Aynı şekilde, Brüksel'in gözünü korkutmak bir yana, Trump ekibi AB'yi Çin'le, ABD sanayisinin zararına olacak daha yakın ekonomik bağlar kurmaya itiyor.

Eğer böyle olursa Pekin, Kuşak ve Yol Girişimi aracılığıyla Avrupa ve Hint-Pasifik ticaretine hakim olacaktır.
Tüm bu gelişmeler ABD'nin daha başlamadan üçüncü dünya savaşını kaybetmeye başladığını gösteriyor.
Üçüncü Dünya Savaşı hala kazanılabilir. Ancak Trump'ın ABD'nin ulusal güvenlik çıkarlarını ilerletmek ve Rusya, Çin, İran ekseinin caydırmak için tüm kartlarını gözden geçirmesi gerekiyor.