Saraçhane eylemlerine bomboş iddianame: ‘Bize 100 kişinin adını verdiler…’

Saraçhane eylemlerinde gözaltına alınanlarla ilgili iddianame çıktı. İddianame, tüm olan bitenin altının ne kadar boş olduğunun açık kanıtı niteliğinde.

Haber Merkezi

Saraçhane eylemlerinin ardından gözaltına alınıp bir kısmı tutuklanan göstericilerle ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddianameyi tamamladı.

Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede 59’u tutuklu 74 kişinin adı yer alıyor.

Aralarında tutuklandıktan iki gün sonra serbest bırakılan gazetecilerin de bulunduğu 25 kişinin dosyasıysa ayrıldı. Gazetecilerin de aralarında olduğu isimler önce tutuklanmış, sonra Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un hata olmuş olabileceği yönündeki sözlerinin ertesi günü Savcılık tarafından salıverilmişti.

İstanbul Valiliği’nin 19 Mart’ta aldığı dört günlük “eylemleri yasaklama kararı” ve sonrasında bunun dört gün daha uzatılmasına atıfta bulunan iddianame, sanıkların bu yasak kararına rağmen gösteri yürüyüşü yaptıklarını belirterek 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanunun 32/1 maddesine istinaden cezalandırılmalarını istedi.

Söz konusu madde, kanuna uymayanlara 6 ay ila 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor, ancak bunu da gösteri yürüyüşüne katılanların “ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmeleri” koşuluna bağlıyor.

İddianamenin dile getirebildiği tek suç bu. Fakat iddianamede esas dikkat çeken, Türkiye genelinde milyonlarca kişinin katıldığı eylemlerden niye bu isimlerin alındığına dair açıklama.

İddianame şöyle diyor:

“Bahse konu hususlarla alakalı olarak kollukça yapılan kapalı kaynak araştırmaları ve iltisaklı (V) Kurumunun İstanbul TEM Şube'ye ilettiği 23/03/2025 tarihli ve Z-47909374-72047-13-200 0021/0222132 sayılı yazı içeriğinde; 19/03/2025 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yapılan operasyonlar sonucu gözaltına alınan şahıslara -sözde- destek olmak amacıyla ilimizde yasaklama kararına rağmen kanuna aykırı olarak faaliyetlerde bulunan gruplar içerisinde yer alan şahısların deşifresine yönelik yapılan çalışmalarda 100 şahsın tespitinin yapıldığı bildirilmiştir.”

Diğer deyişle, Başsavcılık, İmamoğlu’nun gözaltına alındığı gün kolluğa taleplerinin ardından 23 Mart’ta kendilerine 100 kişilik istihbari bir liste iletildiğini, kendilerinin de bunların gözaltına alınması talimatı verdiğini belirtiyor. Gözaltına alınan kimseye “terör örgütü” veya “yasadışı örgüt” iltisakı iddiası olmadığından, Başsavcılık, “kanuna aykırı olarak faaliyetlerde bulunan gruplar” diye, tamamen muğlak bir ifadeyle görüntüyü kurtarmaya çalışıyor. Gözaltına alınanların büyük kısmı ya gösterilere bireysel katılan isimler ya da yasal parti, sendika veya dernekler bünyesinde siyasi mücadele yürüten kişiler. “Kanuna aykırı faaliyetlerde bulunan gruplar” iddiasına rağmen, Başsavcılık, grupların adını da veremiyor. Örneğin gözaltına alınanlar arasına Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Başkanı Ahmet Dincel ve Parti Meclisi üyesi Arda Hacıyusufoğlu dahil 7 TKP üyesi de vardı.

Ancak, iddianame kapsamında gözaltına alınan kişilerin duruşmalarında sunulan kanıtlar, Başsavcılığın elinde aslında hiçbir şey olmadığının göstergesi.

Başsavcılığın eline verildiği söylenen 100 kişilik ilk listede, gazeteciler de yer alıyordu. Gazetecilere mahkemede sunulan kanıt, Saraçhane’de çekilmiş fotoğraflarıydı. Bu fotoğraflar, gazeteciler takip edilerek çekilmişti. Zira gazetecilerin orada işlerini yaptıkları açıktı, ama fotoğraflar, örneğin fotomuhabirlerin kameralarını, muhabirlerin mikrofonlarını bir anlığına ellerinden bıraktıkları anlarda çekilmiş, mahkeme, “Madem haber için oradaydın, kameran nerede” gibi, akla ziyan gerekçelerle tutuklama kararı vermişti.

Gözaltına alınan diğer göstericilerin de yalnızca birer kare fotoğrafları gösterilmiş, başka hiçbir isnatta bulunulmamıştı.

100 kişilik listenin bu şekilde hazırlandığı gerçeğiyle iddianamenin gösteri yürüyüşü yasağına aykırılık dışında hiçbir şey söyleyemiyor olduğu hususu, tutuklamaların keyfi ve siyasi niteliğini ortaya koyuyor.

Ne olmuştu?

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başta İstanbul olmak Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca kişi AKP zorbalığına karşı meydanları doldurdu.

İstanbul, Ankara, İzmir ve Manisa’da valilikler tarafından eylem yasağı ilan edilse de protestolar engellenemedi.

İmamoğlu hakkında tutuklama kararının verildiği 23 Mart gecesi eylemlere katılım zirveye ulaştı. 

O akşam Saraçhane’de buluşan yurttaşlar, kürsüdeki konuşmaların tamamlanmasının ardından yoğun polis saldırısına maruz kaldı.

Sabah saatlerindeyse eylemlere katılan 99 kişi evlerinden gözaltına alındı. Vatan Emniyet’e götürülen yurttaşlar 25 Mart’ta Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

Savcılık, gözaltındaki isimlerin ifadesine başvurmadı. Görevli memur tarafından önce 86 kişi hakkında adli kontrolle serbest bırakma kararı verildiği duyuruldu.

Nezarethaneden serbest bırakılacakları kata kadar götürülen yurttaşlar, kararın son dakikada değiştirilmesi üzerine yeniden nezarethaneye götürüldü.

Yarım saat gibi kısa bir süre içerisinde talimatla kararını değiştiren savcı, 75 kişiyi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Mahkemeyse 66 kişinin tutuklanmasına hükmetti.