Perinçek’ten dikkat çeken uyarılar! Sokağa çağıran ABD, plan RAND raporunda

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal’da yayınlanan Çıkış Yolu programında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Perinçek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlatılan soruşturmaların ardından sokağa çıkan kitlelerin arkasında Batı destekli müdahale planı olduğunu belirtti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarını örnek gösteren Perinçek, ABD’nin RAND raporundaki kaos senaryosuna bir kez daha işaret etti.

'ATLANTİK GÜDÜMLÜ BİR HAREKET'

Perinçek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in CNN International’a yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, "Özgür Özel bu sokak hareketinin karakterini verdiği röportajlarda çok iyi açıkladı. Sayın Özel 'Biz Batı'yla entegrasyon istiyoruz, Batı'yla bütünleşmek istiyoruz' yani emperyalist Batı sistemi ile, 'Türkiye'nin Asya'ya doğru kaymasının önünü kesmek istiyoruz' diyor" ifadelerini kullandı.

Vatan Partisi lideri açıklamasına şöyle devam etti:

"NATO'ya bağlılıklarını ilan ediyorlar. Hatta 'İmdat' çağrıları yaptılar, emperyalist Batı'ya karşı. Şimdi bunların hepsi kalkıyor neyle birleşiyor? 2020 yılı Ocak ayında meşhur Amerikan Derin Devleti'nin RAND Corporation raporuyla. Alenen dünya kamuoyuna yayınlanmıştı: 'Türkiye'de Yükselen Milliyetçi Çizgi' başlığıyla, 260 sayfa olarak. Orada Tayyip Erdoğan'ı devirme hedefi konuyordu. O devirecek gücün merkezine Cumhuriyet Halk Partisi oturtuluyordu. Bugün sokaklara dökülen çeşitli güçlerin hepsi orada tanımlanıyordu."

CHP güdümlü protestoların Batı destekli bir senaryonun parçası olduğunun altını çizen Perinçek, "Özgür Özel de bunu Batı'yla bütünleşme, NATO'ya bağlılık hatta demokrasi ve 'İnsan hakları olduğu zaman dış müdahale de olur' diye ifade ediyor. Zaten bütün CIA'nın, Amerika'nın silahlı müdahaleleri demokrasi ve insan hakları gerekçesi ile yapılıyor. Dolayısıyla hepimizin bildiği o turuncu kalkışmalar o yönde bir faaliyetin ürünü. Onun uçlarını görmeye başladık. Zaten Batı Avrupa basını olsun, Amerikan basını olsun bu sokak hareketlerinin arkasındalar, destekliyorlar. Ama bunun silahlı güçleri de mevzilenmiş durumda Ege'nin karşı kıyılarında, Yunanistan kıyılarında. Amerika'nın üsleri kurulmuş durumda" dedi.

BU HAREKET '15 TEMMUZ'UN DEVAMI OLARAK GÖZÜKÜYOR'

CHP Genel Başkanı Özel'in demokrasi ve insan haklarını gerekçe göstererek emperyalist devletlerin müdahalesini meşru bir zemine oturttuğunu açıklayan Perinçek, "İnsan hakları gerekçesiyle müdahale olabilir dediğiniz zaman bu bir davet. Serzenişler de anlamlı. 'Bizi neden desteklemiyorsunuz, bizim arkamızda değilsiniz' gibi çağrılar da var. Dolayısıyla bu Amerika'nın meşhur RAND raporundaki senaryoya, 15-16 Temmuz'da yaşadığımız olaylara denk düşen, onun devamı olarak gözüken bir girişim oluyor" dedi.

'YARGIYI SERBEST BIRAKMAK LAZIM'

Perinçek, İmamoğlu'nun 'yolsuzluk' soruşturması kapsamında tutuklanmasına dair şu açıklamalarda bulundu:

"Yargıyı serbest bırakmak lazım. Yargıya baskı ve denetleme çok tehlikeli bir süreç. Türkiye'de herkes hakim oldu, herkes savcı oldu. Yalnızca bu soruşturmada değil. Toplumu ilgilendiren bütün soruşturmalarda ve kovuşturmalarda birden bire bakıyorsunuz kahvelerde, televizyonlarda, sokaklarda mahkemeler kuruluyor, yargılamalar yapılıyor. Buna dikkat etmemiz gerekiyor.

"Bazı insanların dokunulmazlığı vardır. Suç işleseler bile onun sonuçlarını beklemek yerinde olur. Benim anlayışıma göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gibi önemli şahsiyetlerin tutuklanmasında daha titiz olmak gerekir. Hukuk açısından yargılamıyorum, doğrudur ya da yanlıştır ona girmiyorum. Hukuken tutuklama nedenleri olsa bile orada daha hoşgörülü davranılabilir. Sebebi İstanbul Belediye Başkanı veya parti başkanı gibi. Bunların kanunlarda bir imtiyazı, dokunulmazlığı olmasa dahi milletvekilleri gibi bunların toplumda bir dokunulmazlığı vardır."

'SOKAK HAREKETLERİNİN TÜRKİYE'DEKİ EN BÜYÜK ZAAFI'

Perinçek sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

"Bu sokak hareketinin Türkiye'deki en büyük zaafı, ordusu yok, polisi yok. Bunlar orduyu ve polisi karşısına alan, Türkiye'nin bağımsızlığını, bütünlüğünü karşısına alan ve Batı'nın desteklediği, Batı güdümlü, Atlantik güdümlü hareketler. Peki, bunların ordusu yok, Türkiye'de nasıl iktidar olacaklar? Ordusunu da ABD Ege kıyılarına ve Doğu Akdeniz'e yerleştirmiş. Bu Kürt sorunu ile de birleştirilerek, insan hakları ve demokrasi adına müdahale ortamları yaratmak oraya kadar götürülebilecek hareketler. O istidadı çok iyi değerlendirmemiz lazım."

'SİZİ O SOKAĞA ÇAĞIRAN DOĞRUDAN DOĞRUYA ABD'

İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve ardından tutuklanması ile başlayan protestolara katılanlara önemli uyarılarda bulunan Perinçek şunları kaydetti:

"Sokağa çıkan insanlarımızı uyarmamız lazım. Değerli kardeşlerim, sokağa dökülen arkadaşlar, sizi o sokağa çağıran doğrudan doğruya Amerika Birleşik Devletleri."

28 MİLYAR DOLAR SICAK PARA ÇIKIŞI NASIL OLDU?

Merkez Bankası'nın verilerine göre son günlerde Türkiye'den yurt dışına çıkarılan 28 milyar dolar sıcak paraya işaret eden Perinçek, konuya dair görüşlerini ise şu sözlerle aktardı:

"Yurt dışına çıkarılan sıcak para hareketlenmesi var. Merkez Bankası'nın uygulamalarından, rakamlardan görüyoruz. Türkiye'den 28 milyar dolar sıcak paranın götürülmesi düğmeye basılarak olacak bir şey. Ne depremler sırasında, ne arkada kalan büyük ve ciddi olaylarda böyle bir para hareketlenmesini görmedik. Türkiye'nin Merkez Bankası rezervlerinin de hareketlendiği ve oynadığı bu sürece, bir yerden hükmediliyor. Onu görmemiz lazım."

'TÜRKİYE'DE BİLİNÇSİZ VE GÖZÜ KARA TAYYİP ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI YARATILDI'

"Kitlelerin katılımı başka. Onların niyetleri başka. Kitlelerin niyeti ile sokak hareketinin önderliği, çağrıları yapanlar farklı kuvvetler" diyen Perinçek, Türkiye'de bilinçsiz ve gözü kara bir Tayyip Erdoğan düşmanlığı yaratıldığını vurguladı. Kitleleri sokakta bir arada tutan şeyin bu düşmanlık olduğunu işaret eden Perinçek şöyle konuştu:

"Kitle birleşik bir kitle değil. Hepsini birleştiren bir şey var, Tayyip Erdoğan düşmanlığı. Türkiye'de bilinçsiz, gözü kara bir Tayyip Erdoğan düşmanlığı yaratıldı. Bu kesim bu tür çağrılarda koşturmaya hazır. Türkiye'de memnuniyetsizlikler var. Ekonomik gidişat dolayısıyla, tenceresini kaynatamayan, pazardan alışverişten sıkıntıyla dönen, geçim derdi olan insanlarımız var. Hepsi farklı gerekçelerle hoşnutsuzluklarını sokağa koşarak çağırıldıkları zaman ifade ediyorlar."

'MİLLİYETÇİLER NASIL OLUR DA EMPERYALİZMİN ÇAĞRISINA KOŞAR'

Kendisini milliyetçi olarak tanımlayan kitlenin protestolara katılmasına yönelik yöneltilen soruya Perinçek'ten şu yanıt geldi:

"Milliyetçi geçinen insan nasıl olur da Amerikan emperyalizminin çağrılarına koşar. Bu analizi ben yapmıyorum ki. Çıkıyor televizyonlara, Özgür Özel olsun, diğer CHP yöneticileri olsun, Ekrem İmamoğlu cezaevinden olsun, hepsi Batı'ya sesleniyorlar, Batı'dan medet umuyorlar, 'İmdat' diyorlar Batı’ya. 'Batı ile entegre olmak istiyoruz' diyorlar. Karşı tarafı Batı'dan uzaklaşmakla suçluyorlar."

PERİNÇEK'TEN ERKEN SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

Vatan Partisi lideri, 'Türkiye'de bir erken seçim olur mu?' sorusuna şu yanıtı verdi:

"Erken seçim olur çünkü Türkiye ekonomisi zor durumda. Bu kitle hareketleri, bu karışıklıklar falan da süreci etkiliyor. Türkiye bir karar dönemine girdiği için erken seçim ihtimali var. Ben bu sene olacağını sanmıyorum, 2026'da olabilir. Olur demiyorum ama AK Parti'nin bunu göğüsleyen, seçimin zamanında yapılmasını sağlayacak bir duruşu yok. Bocalama dediğim o. AK Parti ekonomide kararlar alamıyor, dış politikada, güvenlikte bir strateji kurabilmiş durumda değil.

"En basiti AK Parti 2023 yılında seçimlere giderken HÜDA PAR'ı aldı, Yeniden Refah Partisini yanına aldı. Ne oldu o partiler? AK Parti düşmanı. Yeniden Refah Partisi bayramda AK Parti ile görüşmedi bile, hedef gösterdi. Yani yanlış müttefikler seçti. Türkiye'nin merkezindeki çağdaş, son 200 yılın yarattığı büyük kitle birikiminde birleşmeyi değil de HÜDA PAR gibi Kürtçü, Orta Çağ kalıntısı bir güçle birleşti. HÜDA PAR'la Yeniden Refah Partisi ile sen Türkiye'nin hangi sorununu çözeceksin? Bunlar müttefiklerini yanlış yerlerden seçtiğini gösteriyor. O müttefikler de artık yanında değil."