Çocuğundan haber alamayan profesör baba sosyal medyadan çağrı yaptı

MEVLÜT YÜKSEL/ÖZEL HABER

Antalya 6. Aile Mahkemesi’nde görülen ve geçtiğimiz 3 Temmuz’da karara bağlanan “Mutat meskene iade” davasında mahkeme, B.A.Ç.adlı çocuğun, annesinin yaşadığı Litvanya’ya iadesine hükmetti.

ANNE MONİKA “ÇOCUĞU ALDI BİR DAHA GERİ GETİRMEDİ"

Antalya’da mahkemenin verdiği bu karar, önce anlaşamayan ve boşanan bir çok anne ile babanın yaşadığı bir olay gibi göründü. Ancak, babanın kimliği ve tarafların mahkemeye yansıyan bilgilere göre, birbirleri aleyhine verdiği ifadeler ortaya çıkınca birden kamuoyunun dikkatini çekti. Anne ve babası arasında dava konusu olan çocuğunun babası, ünlü çocuk psikiyatristi Profesör Doktor Veysi Çeri idi.

İddialar göre, B.A.Ç.adlı çocuğun annesi Monika Çeri, 2022'nin Kasım ayında çocuğunun babası Veysi Çeri ile görüştürmek için Türkiye'ye geldi. Antalya'da yaşayan baba Çeri, 3 Kasım'da oğlunu anne Monika Çeri'nin yanından aldı ancak çocuğu bir daha anneye teslim etmedi. Veysi Çeri ilerleyen günlerde ise oğlunun velayetini almak için Antalya aile mahkemesine başvurdu. Mahkeme, geçici velayeti baba Çeri'ye verdi.

BABA ÇERİ HAKKINDA “MUTAT MESKENE İADE” DAVASI AÇILDI

Anne Monika, avukatı Arda Yamanlar aracılığıyla Adalet Bakanlığı'na başvurarak bir buçuk yıldan beri oğlunun alıkonulduğunu ve kendisine gösterilmediğini öne sürdü. Bunun üzerine Bakanlık, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat yazarak süreci başlattı.

Başsavcılık, Veysi Çeri hakkında, “Uluslararası çocuk kaçırma ve çocuğun iadesine ilişkin” davaname düzenledi. Aile mahkemesinde dava açıldıktan sonra geçici velayetin baba Çeri'ye verilmesi kararı kaldırılarak, çocuk kaçırma davasının sonucunun beklenilmesine karar verildi. Antalya 6. Aile Mahkemesi’nde görülen ve 3 Temmuz’da karara bağlanan “mutat meskene iade” davasında mahkeme, B.A.Ç’nin annesinin yaşadığı Litvanya’ya iadesine hükmetti.

BABA VEYSİ ÇERİ SOSYAL MEDYA HESABINDAN AÇIKLAMA YAPTI

Bu gelişmenin ardından, anne ve baba arasında neler olduğu ünlü çocuk ve genç psikiyatristi Profesör Doktor Veysi Çeri’nin sosyal medya hesabından kamuoyuna bir açıklama yapması ile ortaya çıktı. Baba Çeri mesajında,mahkeme yolu ile annesine verilen çocuğunun hastanede tedavi görmesine rağmen boşandığı eşinin tuttuğu birkaç bodyguard ve polisle, hastaneden zorla kendisinden alındığını iddia etti. Çeri’nin evliliği,çocuğu ve boşanması ile ilgili geniş bilgiler verdiği mesajı ise şöyle;

“Kamuoyuna,

2017 yılında evlendiğim Monika hanım ile 2018 yılında İstanbul’da bir çocuğumuz oldu. Ancak Monika hanım Türkiye’de yaşamak istemediğini belirtip sürekli Türkiye’yi ve kültürümüzü kötülemesi üzerine çocuğum için Almanya’ya taşındım. Ancak orda da yapamadık ve anlaşarak ayrılmaya karar verdik. Anlaşmalı boşanmamızda Çoçuğumuzun Litvanya’da annesinde kalmasına beraberce karar verdik. Ancak annesi gerek duygusal açıdan künt olması, gerekse de yoğun çalıştığı için ihmal düzeyinde çocuğun bakımını aksatmaktaydı. 2 yıl sonra çocuğum 4.5 yaşındayken annesinin onu otelde darp etmesi ve çocuğumun annesinin onu orda darp ettiğini belirtmesi üzerine mahkemeye başvurarak (darp ettiğine dair raporlar eşliğinde) çocuğumun bakımını üstlenmek zorunda kaldım. Bu süreçte delilleri inceleyen mahkeme heyeti de çocuğumuzun geçici velayetini bana verdi.

Bu süreçte çocuğumun psikolojik, sosyal, duygusal ve entelektüel gelişimi günden güne toparladı ve şu an harika durumda. (Harika olduğuna dair psikolog, pedagog ve okul gözlem notları mevcut). Çocuğun kaçırılması hiçbir surette söz konusu olmadı. (Yargıtay’ın yeni onadığı karar da kaçırılma değil; mutat meskene iade kararı.) Yani oğlum bu süreçte tamamen yasal olarak bendeydi. Türkiye’deki mahkemeler devam ederken maalesef boşanma anlaşmamıza dayanarak Monika hanım çocuğun mutat meskene iadesini talep etti. İade yargılaması sürecinde maalesef ne anne, ne babanın ne de çocuğun adli tıp ve ilgili uzmanlarca değerlendirilmesi söz konusu olmadı ve yanlış bir karar alındı.

İade süreci de maalesef polis zoruyla ve çocuğun üstün yararını gözetmeyecek şekilde oldu. Ve oğlum iade sırasında “ısrarla gitmek istemiyorum” dedi ve annesiyle gitmeyi yaklaşık 12 saat boyunca reddetti. Bu süreçte asla bir müdahalem olmadı. Sadece çocuğu travmatize etmeden götürmeleri için çabaladım. Ancak çocuğum gitmek istemediği ve aşırı zorlandığından dolayı ateşi yükselmeye başladı ve kustu. Bunun üzerine iade süreci bir gün sonraya ertelendi. Ertesi gün çocuğumun ateşinin daha da yükselmesi ve havale geçirmesi üzerine ambulansla acilen hastaneye kaldırıldı. Orada serumla çeşitli destekleyici tedavilerle antibiyotik tedavisi başlandı. Ancak tedavisi henüz başlanmışken maalesef Monika hanım tuttuğu birkaç bodygard ve polisle hastaneden zorla çocuğu benden aldılar. Almakla da kalmayıp hastane epikrizinde de yazıldığı üzere 39.5 derece ateş ve febril konvülsiyon tanısına rağmen çocuğun tedavisini reddedip hayatını tehlikeye atarak çıkardılar.

Bu süreçte sürecin kademeli olması gerektiğini ısrarla belirtmeme rağmen adeta eşya gibi ve hayatını tehlikeye atarak çocuğu aldılar. Oğlum 3 yıldır burda harika bir çevre bulmuş ve gelişimi için mükemmel bir ortamda büyütüyorken, aniden bu ortamdan ve sevip alıştığı kişilerden koparıldı. Ve 10 gündür çocuğumla hiçbir surette iletişim kuramamaktayım. Ve daha önce onu darbetmiş olup (doktor raporuyla tespitli), hayatını hiçe sayarak tedavisine engel olan (hastane epikriziyle tespitli) Monika hanımla beraber. Ve ben hiçbir surette şu an onu koruyamıyorum. Sorumsuz anne -babalara bırakılıp tarifsiz acılara, hata ölüme sürüklenen birçok çocuğun olduğu bir ortamda, çocuğumun onu daha önce darbedip tedavisini hiçe saymış olan birinin eline bırakıldığını bilmek uykularımı kaçırıyor.

Kanunlarla mahkeme kararlarına karşı boynum kıldan ince. Yüce Türk devletinden ve halkımızdan Müslüman bir Türk çocuğunun hayatı ile gelişimini sağlama alacak tedbirler almasını rica ediyor, çocuğumun sağlığı ile üstün yararını sağlayacak her türlü tedbiri hayatım pahasına kabul edeceğimi, herkesle paylaşmak istiyorum.

Son olarak çocuğumu korumak asli görevimdir. Daha önce darbedildiği için geçici velayetini alarak bakımını tüm zorluklara rağmen üstlendim. Bu süreçte asla kaçırılması söz konusu olmadı. Geçici velayetle bendeydi. Burda güvenle ve huzurla büyüdü. Çocuğumu istismar etmemek adına asla buralara alet etmedim, ne pahasına olursa olsun etmezdim ama mecburen bunu yazmak zorunda kaldım.
Saygılar"

DOKTOR BABA ÇERİ’YE ÜNLÜ DOKTORLAR DESTEK VERDİ

Öte yandan, yaşadıklarını sosyal medya hesabından uzun bir mesaj ile yazarak yetkililerden çocuğu için yardım isteyen Profesör Doktor Çeri’ye tanınmış bir çok doktorun destek verdiği görüldü.

Kısa süre on binlerce kişi tarafından okunan baba Çeri’nin mesajına, ünlü psikiyartrist Prof.Dr.Arif Verimli, "Açıklama yapman iyi oldu Veysi'cim.. O ayrılık videosu beni çok etkiledi.. Ne olursa olsun aslolan çocuğun ruhsal gelişimi.. Tüm bu süreci bilmeyen herkese detaylıca anlatman yerinde olmuş..” yazdı.

Bu mesaja karşılık baba Çeri, ”Asla buralara yazmazdım. Oğlumu meze etmezdim buralara. Ama hem çocuğu alıp hem de haberini yapınca yazmak zorunda kaldım hocam. Gözü dönmüş maalesef. Derdi çocuk olsa almış zaten, sevinir bağrına basar onu buralara meze etmezdi. Ama maalesef hep olduğu çocuğu istismar etmeye devam etti.” şeklinde cevap verdiği gözlendi.

Yine UCİM Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği Genel Başkanı Saadet Özcan’da, ”Bu zor süreçte tüm yaşananlar için üzüntümü bildirmek isterim. Çocuğunuzun en kısa sürede sağlığına ve huzuruna kavuşmasını diliyorum. Güçlü kalın. Üzüntülü günler en az hasarla geride kalsın.” vurgusu yaptı.

Bu mesaja da baba Çeri, ”İnşallah hocam. Ya valla çocuğum iyi olsun. Sizlere emanet olsun varsın Veysi Çeri diye biri olmasın. Ama onu darbetmiş biriyle şu an beraber. Zarar gelecek diye çok korkuyorum. Ben koruyamıyorum lütfen sizler orda korumak için bir şeyler yapın. O kadar çocuğa sahip çıktım, birileri de benim çocuğuma sahip çıksın lütfen" ifadelerini  kullandı.