Edip Akbayram'ın son röportajı ortaya çıktı! İşte usta sanatçının ders niteliğindeki son sözleri...

Türk müziğinin unutulmaz sesi, büyük halk ozanı Edip Akbayram, hayata veda etti. Müziğiyle her zaman emekçilerin, ezilenlerin ve toplumun sesi olmayı sürdüren Akbayram, 6 yıl boyunca hiçbir yere röportaj vermedi. Usta sanatçı vefatından önce son kez Kam Film sahibi Yönetmen Serkan Koç'a konuştu. İşte Edip Akbayram'ın ders niteliği taşıyan o sözleri...

'SIRADAN BİR İNSAN GİBİ YAŞIYORUM'

"Ben sıradan bir insan gibi yaşıyorum yani. Evet, halk sanatçısı. Çünkü ben sanatçıyım ama sanatçılığın üzerinde ben toplumun melodik sesiyim. Sanatı toplum için yapan. Dünyanın en iyi şarkıcısı olun. Bir odanın içerisinde şarkı söylediğiniz zaman bu bir yere gitmiyorsa bunun adına sanat diyemezsiniz.

'BÜTÜN ŞARKILARIMDA EZİLEN İNSANLARIN YANINDA OLDUM'

"Sanat paylaşmaktır. Sanat doğruluktur. Sanat güzelliktir. Sanat umuttur. Bunlar çok önemlidir. Ben yıllardır bunu yapmaya çalışıyorum. Bütün şarkılarımda ezilen insanların yanında oldum. Onlara söyledim. Emek en yüce değerdir. Emekçi eli öpülesi insandır. Bir de sanatçı tabii şeydir. Günlük hayattan beslenen insandır.

'BİZ YAŞADIĞIMIZ TOPLUMLA YAŞIYORUZ'

"Bazen bir sevgiyi paylaşırsınız, bazen bir öfkeyi dile getirirsiniz, bazen bir nefreti şarkılarınızda sunarsınız. Bunlar yaşadığınız toplumdaki nüvelerdir. Biz yaşadığımız toplumla yaşıyoruz.

'DÜNYA KİRLENİYOR, GÜZEL ÜLKEM DE NASİBİNİ ALIYOR'

"Yıllardır yaşadığım toplumda okuduğum şarkılar işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, fabrika işçilerinin, üniversite öğrencilerinin, atanamayan öğretmenlerin sesi olmaya gayret ettim. Etmeye de devam ediyorum ve edeceğim. Geçen sene Avrupa'nın 8 ülkesinde konser verdim. Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Almanya'da Berlin, Köln, Frankfurt, Düsseldorf, İngiltere'de Londra. Burada konserler verdim. Ve konserde izlediğim, gittiğim kentlerde izlediğim panorama şuydu. Dünya kirleniyor. Her yerde kirleniyor. Dolayısıyla tabii bu kirlilikten benim güzel ülkem de nasibini alıyor.

'DÜŞENE TEKME VURAN BİR TOPLUM HALİNE GELDİK'

"Şimdi biz öyle bir toplumduk ki, biz düşeni elimizi uzatıp kaldıran bir toplumduk. Şimdi düşene tekme vuran bir toplum haline geldik. Bu yalnızca kendi ülkem için de değil, dünyadaki o kirlenmenin örneğidir. Doğa önemli insanın ruhsal durumuna. Şimdi ben Paris'e gidiyorum. Otelde camı açıyorum. Dışarıda gri bir hava. Puslu bir hava. O camdan bakıyorum böyle metronun önünde insanlar işte metroyu bekliyorlar. Yüzlerindeki ifadeye bakıyorum. Bezginlik, ofanman gibi şeyler görüntüler görüyorum. Buraya geliyorum. Londra'da aynı hava. Ben Londra'da daha güneşli havada görmedim yani bu kadar konserlere gittim. Belçika öyle, Hollanda öyle.

'BENİM ÜLKEMİN GÜNEŞİNE KURBAN OLUN'

En sonunda kendi kendime şunu söyledim. Ya benim ülkemin güneşine kurban olun. Bunu söyletti bana o duygular. Benim ülkemin güneşine kurban olun. Çünkü cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Ama bu ülkeye ihanet ediyoruz.

'BİREYSEL MUTLULUK BİR ŞEY GETİRMİYOR'

Bugün 12.500 lira alan bir emekli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ruhsal durumunu düşünebilir misiniz 12.500 lira alan, hele hele üstüne bir de ev kirası veren bir insanın ruhsal durumunu düşünebiliyor musunuz? Yaşayan ölüdür o. Sabahleyin kahvaltıda zeytini göremez. Peyniri göremez. Kaymağı, balı göremez. Ben ondan dolayı mutsuzum. Bireysel mutluluk bir şey getirmiyor. Toplumsal mutluluk önemli. Ben 1 kilo kıymayı yiyorsam komşum da en azından 250 gram yesin ve bana imrenmesin.

'UMUTSUZ DEĞİLİZ'

"Biz hayatımız boyunca hep bunların mücadelesini verdik. Ama bu cennet vatanı bakın ne hâle getirdiler. Tabii ki umutsuz değiliz. Umutsuz değiliz."