Koray Aydın, Nerede Duruyor?

Yazar Ali Öztürk -

Trabzon eski Milletvekili Koray Aydın, bu kentin yetiştirdiği siyasi değerlerden biridir. Hemen her konuda fikri ve zikri dikkat çeker. Yalnız Trabzon’da değil, ülke genelinde de “Koray Aydın’da böyle düşünüyor” diye ifadelendirilir. Bu farklılık tüm eski ve mevcut  milletvekilleri için geçerli değildir. Adını kimsenin hatırlamadığı vekiller de vardır, sözünün önemi olmayan eski ve yeni vekiller de vardır. Yani, sözü kimin söylediğine bakılan vekiller, daha çok öne çıkan isimlerdir. Hikmet Sami Türk, Eyüp Aşık, Faruk Özak, Şeref Malkoç, Koray Aydın, Akif Hamzaçebi ilk etapta aklımıza gelen eski ve yeni milletvekillerinden birkaçına örnektir.

Bugün eski vekillerimizden Koray Aydın’ın son zamanlarda yaptığı bazı çıkışları analiz etmek istiyoruz. Önce MHP’de, ardından İYİ Parti’de Genel Başkanlığa oynayan ancak ikisinde de kaybeden Koray Aydın’ın kaybettiği partilerden kopma gibi bir huyu var. MHP’de var olan ancak MHP’de gelecek göremeyince İYİ Parti’yi kuran ekipte yer alan Koray Aydın, elleriyle kurduğu partiden de ayrıldı. Etrafından ve duruşundan anladığımız kadarıyla yeni çizgisi CHP’yi destekleyen bir çizgi. Lakin “Hangi CHP’yi?” sorusu da önemli. CHP’de iki potansiyel cumhurbaşkanı adayı var. Biri ulusalcıların destek verdiği Mansur Yavaş… Diğeri DEM’le kayıtsız şartsız ittifak yapan Ekrem İmamoğlu… Mansur Yavaş, tıpkı Koray Bey gibi milliyetçi camia içinden çıktı. Ekrem İmamoğlu’nun ise gençliğinde bir siyasi anlayışı yoktu. ANAP’ın liberalleri arasında büyüdüğü söylenebilir. Koray Bey, işte bu iki çizgiden Mansur Yavaş çizgisini değil, Ekrem İmamoğlu ile birlikte olmayı tercih etti. Bu tercihin, hemşericilikle ilgisi olmadığını ilk başta belirtelim. Tercih ilkesel bir tercihten çok, bireysel beklentiyi yansıtıyor.

Koray Aydın’ı milletvekili seçildiği 1991 seçimlerinden bu yana Trabzon’da yakından takip eden bir gazeteciyiz. İlkeleriyle hareket eden Aydın’ın özellikle Kürtçü hareket ve PKK terörü karşısındaki hassasiyeti hep ön plandaydı. Söylemleri hep ilkesel bir çizgideydi. AK Parti iktidarının yaptığı ilk açılımda da yaklaşımları katı ve aynı çizgideydi. Koray Aydın, MHP’de Genel Başkan adayı olup kaybettikten sonra, ulusalcı kanatla birlikte ayrışmada rol aldı. Kurulacak yeni partide Genel Başkanlık umuduyla İYİ Partiyi kurdu. Ama Genel Başkan olamadı. Tıpkı MHP’de olduğu gibi ülkücüler Koray Bey’i İYİ Parti’de de Genel Başkan yapmadı. Kendisinin Genel Başkanlığa taşıdığı ve kendisi kadar siyasi mücadelesi olmayan Devlet Bahçeli’ye de, Meral Akşener’e de yenildi. Üçüncü kez aday olup kendi kurduğu teşkilatlara kaybedince yol bitti. Artık milliyetçi partilerle ilişkisini de bitirdi.

Koray Aydın, CHP’ye yönelince Mansur Yavaş’la hareket etmesi beklenirken, Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlığını benimsedi. İşte bu süreçte ilkeleriyle değil, kendisi için hareket eden bir Koray Aydın görüyoruz. YPG’yi terör örgütü olarak görmeyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığını tereddütsüz destekleyen Koray Aydın, İYİ Partinin seçim yenilgisinden sonra CHP-DEM ittifakını reddettiği koptuğu için Meral Akşener’i de eleştirdi. Ekrem İmamoğlu’nun DEM’le yaptığı “Kent ittifakını” eleştiren Meral Akşener’i suçlamakta bir beis görmedi.

YPG’yi terör örgütü olarak görmeyen Kemal Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanlığında, DEM’le Kent ittifakı kuran Ekrem İmamoğlu’nu da İBB Başkanlığında destekleyen Koray Aydın, geçtiğimiz haftalarda silah bırakmayı kabullenen YPG’nin silah bırakmasından tatmin olmayarak tasfiye edilmesinden bahsetti. Halbuki bugüne kadar YPG’ye karşı Türkiye’nin mücadelesinde YPG’yi terör örgütü olarak görmeyenlerle birlikte hareket etmişti!.. Şimdi YPG’ye silah bıraktıran iradeyi eleştirip, Suriye Ordusuna katılmayı yeterli görmedi!.. ‘Yarın bu teröristler ülkemize karşı bir terör saldırısı başlatırsa bunun garantisini kim verecek?” diye de ekledi!.. ABD himayesinde sürekli Türkiye’ye saldıran YPG’ye çıt yok… Suriye ordusunun emrine giren YPG tehlikeli oluverdi!.. İşte Koray Aydın’ın geldiği ikinci çizgi…

Gelelim son gelişmelere…

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluktan gözaltına alınmasını, demokrasiye darbe olduğunu savunan Koray Aydın, aslında yolsuzlukla mücadeleyi en iyi bilen bir siyasetçi. Yüce Divan’dan ‘Delil yetersizliği’ ile de olsa aklanan bir siyasetçi olarak, yolsuzluk isnat edilen ve hakkında somut şikayetler yapılan (Tek başına AVM yetkililerinin şikayeti bile yeterli) bir siyasetçinin yargılanmasına nasıl karşı çıkar? Diploma şaibesinden sonra yolsuzluk şaibesi nasıl nefret ve öfke ile savunulabilir? Yolsuzluk iddiası ile gözaltına alınan bir belediye başkanına yapılan gözaltı olayı “darbe” diye nitelendiriliyorsa!... Mitinglerde yasadışı örgütlerin devlete meydan okuması nasıl isimlendirilebilir? Yoksa, onları bizim çizgimize katkı yapıyor diye görmezden mi gelmeliyiz? Tıpkı, “YPG terör örgütü değildir” diyenlerin öfkemize verdiği katkı gibi…

Son bir cümle daha… Aslında bu yorumu yaptıran sebep… 1-Koray Aydın, Nevruz’da Diyarbakır’da açılan paçavraları eleştiren Mansur Yavaş’ı niçin görmezden geldi? Halbuki Koray Aydın en hassas göründüğü bu konuda ses vermeliydi. Acaba niçin vermedi?