Oluşturulma Tarihi: Mart 24, 2025 08:02
Tatlı Ekşi Tiyatro’nun yeni oyunu “Kutsal”, seyirci ile buluştu. Seda Türkmen, Neriman Uğur ve Ümmü Putgül’ün rol aldığı oyunu Tuğrul Tülek yönetiyor. Bu akşam Bakırköy’deki Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde sahnelenecek oyunu Seda Türkmen ve Tuğrul Tülek ile konuştuk. Türkmen, hayat verdiği Ninan karakteri için “Zorlayıcı” derken Tuğrul Tülek ie oyunu 5 yıl önce vefat eden annesine adadığını belirtti.
SEDA TÜRKMEN : NİNA’NIN ÇARESİZLİĞİ EN ZORLAYICI SAHNELERDEN
◊ “Kutsal” oyununda canlandırdığınız Nina karakteri, yeni annelik deneyimiyle başa çıkan bir kadın. Bu rolü üstlenirken kendi hayatınızdan veya çevrenizden ilham aldığınız noktalar oldu mu?
- Seda Türkmen: Annem, ablam ve beni tek başına büyüten, hayatını bize adayan ve sevgisini bizden bir an bile esirgemeyen, tanıdığım en güçlü kadın. Onun taşıdığı bu büyük sevgi ve bizimle kurduğu bağ, aynı zamanda büyük bir kaygıyı da beraberinde getirdi; kaybetme korkusu.
Bizim zaman zaman abartılı bulduğumuz bu duyguyu, Nina karakterine çalışırken çok daha iyi anladım. Henüz çocuğum yok ama bir gün anne olursam, bu duygudan kaçamayacağımı biliyorum. Artık kabul ediyorum.
◊ Nina’nın yaşadığı duygusal dalgalanmaları sahnede aktarırken sizi zorlayan sahne hangisiydi?
- Seda Türkmen: Kayıp duygusu. Annesinin ölümü, çocuğunun sistem tarafından elinden alınması ve Nina’nın çaresizliği. En zorlayıcı sahnelerden biri, arkadaşına çaresizce haykırdığı an: “İkimiz de yanlış bir şey yapmadık ama onu (çocuğumu) benden aldılar.”
◊ Oyun, annelik ve kadınlık rollerine dair derin mesajlar içeriyor. Bu mesajların izleyiciye en etkili şekilde ulaşması için sahnede nelere dikkat ediyorsunuz?
- Seda Türkmen: Metni sadece okuduğunuzda bile derin bir buhran hissediyorsunuz. Bu, yalnızca bizim toplumumuzla ilgili değil. Geçmişten bugüne, hatta gelecekte bile dünya kadınlarının mücadele ettiği bir gerçeklik. Sistem, kadınlar üzerinde yarattığı kimlik baskısı ve duygusal şiddetle onları sınırlıyor. Bazen biz kadınlar bile, anne kavramını çocuk sahibi her kadının tek kimliği olarak görüyoruz.
Oysa ben sahnede Nina’nın sahici sesi olmaya odaklandığımda, seyirci de bizimle birlikte ağlıyor, gülüyor, öfkeleniyor. Çünkü mesele hepimizin meselesi.
◊ “Kutsal” size ne öğretti?
- Seda Türkmen: Çok şey. Bildiğim şeyleri bile bu hikâyeyle derinlemesine hissettikçe farkındalığım arttı. Özellikle şunu anladım: Annelerin de bazen şu soruya samimi ve güvenle ihtiyaç duyduğunu unutuyoruz: “İyi misin?”
TUĞRUL TÜLEK: BU OYUNU ANNEME ADADIM
◊ “Kutsal”ın yönetmeni olarak, annelik kavramını sahneye taşımaya nasıl karar verdiniz?
- Tuğrul Tülek: Annelik herkesin üstüne ezbere konuştuğu, tanımladığı o çok kişiye özgü hislerden, durumlardan biri. “Anneliği tanımlar mısınız?” diye sorsanız en çok duyacağınız cümle “annelik çok kutsal bir şeydir” olacaktır. Bence annelik empati kurma yeteneğiniz ne kadar güçlü olursa olsun yine de birebir deneyimlemeden anlaşılabilecek, üzerine fikir yürütülebilecek bir durum değil. Son yıllarda çok fazla arkadaşım anne oldu ve inanın her birinin yolu, hissi, annelikle olan bağı bambaşka.
Bu işin bir formülü yok. Ben de ezbere bir “anne” tanımı yapmak istemedim elbette.
Kendi hamilelik, doğum, annelik deneyiminin de etkileriyle yazar son derece “objektif” bir yerden anlatıyor anneliği. Sevgisiyle, nefretiyle, korkusuyla, kaygısıyla, bağlılığıyla pek çok hissin bir arada olduğu duygular silsilesi. O yüzden, metni çok iyi etüt ettim ve yazarın sesini bir resme dönüştürmeye çalıştım.
Öte yandan oyun sadece annelikle ilgili bir oyun değil. Evlat olmayı, anneyle kurulan o inkar edilemez bağı, nesilden nesile aktarılan bilgileri, alışkanlıkları ve lanetleri de anlatıyor. Bir anne olmam elbette mümkün değil ama bir annenin evladıyım ben de ve o taraftan bana tanıdık gelen ve oyunu sahnelerken bana yardımcı olan, bana yol gösteren bir sürü bilgi var.
Dünyaya bir çocuk getirmek büyük bir sorumluluk
◊ Sizin için babalık, bireysel ve toplumsal düzeyde ne ifade ediyor?
- Tuğrul Tülek: Babalık da tıpkı annelik gibi kişiye özel bir deneyim. Neredeyse 35 yıldır babasını görmeyen biri olarak şunu diyebilirim ki bir çocuğun başına gelebilecek en büyük lütuf sevgi dolu bir anne-babayla büyümek. Neyse ki annem o kadar sevgi dolu ve ilgili bir anneydi ki ilgisiz, ve ailesine yabancılaşmış bir babanın yokluğunu bize hissettirmedi. Dünyaya bir çocuk getirmek büyük bir sorumluluk.
“Kutsal”daki baba, hakkında konuşulan ama hiç görmediğimiz bir baba.
◊ “Kutsal” size ne öğretti?
- Tuğrul Tülek: Ben annemi 5 sene evvel kaybettim. Bu oyunu çalışırken annelerimizin kulaklarını çok çınlattık tabi. Birçok şeyi onlarla olan ilişkimiz üzerinden tarif etmeye çalıştık. Kısacası bu oyunun çalışma süreci bana en çok anneciğimin buradan gittikten sonra bile hep benim yanımda olduğunu anlamama sebep oldu. O yüzden kendi içimde bu oyunu anneme adadım.