(Yeniçağ Gazetesi Yazarı Muhterem Arslan Tekin Bey, 15 Mart 2025 tarihli “Gönüllerdeki Mehmet Gül” başlıklı yazısında şöyle diyor:
“12 Eylül öncesi İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı, MHP İstanbul İl Başkanı, 21. Dönem İstanbul milletvekili, TÜMİSAD Başkanı, 75. Yıl Spor Kulübü Başkanı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü Üyesi aziz arkadaşım Mehmet Gül’ü kaybedeli 17 yıl oldu.(Vefatı: 13 Mart 2008)
Mehmet Gül aynı zamanda şairdi, yazardı.
Onun hatırasına “Gönüllerdeki Mehmet Gül” kitabı çıktı. (Post Yayınları, 442 s.) Kardeşi Ömer Gül, bu kitap için çok çalışmıştı. Kitabın baskısını göremeden o da geçen yıl hayata vedâ etti.
“Gönüllerdeki Mehmet Gül” kitabında, çocukluk arkadaşlarının, hemşehrilerinin, onu tanıyan çok insanın yazısı yer alıyor.
Kitabın “Sunuş”unu biz yazdık. Ayrıca, ona dair yazılarımın 12’si kitapta yer alıyor.
“Gönüllerdeki Mehmet Gül Hakkında” başlıklı yazı kıymetli şairimiz ve yazarımız M. Halistin Kukul’dan…)
Bu vesileyle, ben de, M. Halistin Kukul olarak, bu kitaba yazdığım yazımı sunuyorum:
Kitabı okurken; bir kardeşin, bir ağabeye ve aynı zamanda, bu kardeşin, bir gönüldeş, bir fikirdeş oluşundan doğan ülküdeşlik ve hâldeşikle vefâ göstermesine numûne bir hasletle muhatabım, diye düşündüm.
Bu; ne güzel bir sevgi, ne muhkem bir sadakat, ne mükemmel bir muhabbet ve ne yüksek bir hürmettir, okununca görülecektir!
Seneler geçmiş ve biriken bu duygular, âdeta birdenbire ortaya çıkmış gibi geçmişi tarassut edercesine filizlenmiştir.
Tabiî ki, düşündüklerim sâdece bu kadarla sınırlı değildir. Çünkü, o mâzînin içinde ben de bulundum ve bulunanların herbirinin de onda hissesi olduğuna inanıyorum.
Mehmet Gül’ü hiç görmedim. Vefâlı kardeşi Ömer Gül ile bir defa yüzyüze ve birçok defa da telefonla görüşmemiz oldu.
Kısa bir not düşmeliyim: Mehmet Gül’ün yüksek tahsil hayatı Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nde başlamış. Bir yıl okuduktan sonra, tahsiline, Hukuk Fakültesi’nde devam etmiş. O; Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Öğretmenliği Bölümü birinci sınıf öğrencisiyken; ben, F(ı)ransızca Bölümü Öğretmeni ve Bölüm Şefi (Başkanı)’ydım. Hâliyle, birçok değerli arkadaşı ve dostu öğrencim olmuştur.
1973 yılı sonunda, benim tâyinim Samsun Eğitim Enstitüsü’ne çıktı. Dolayısiyle, bu kısa zamanda, derslerine de girmediğim için tanışmamız mümkün olmadı.
Daha sonraki yıllarda, gerek Milliyetçi-Ülkücü Hareket içindeki faaliyetleri ve gerekse milletvekili oluşu sebebiyle, basın vasıtasıyla birçok başarısına şâhit olarak, kendisiyle iftihar etmişimdir.
Bu bakımdan, “Gönüllerdeki Mehmet Gül Kitabı”nı önemsiyorum. Çünkü; Yerköy gibi, günümüz şartlarında, ‘dar’diye târif edilen bir mekândan çıkıp, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nün o zamanki fevkalâde kaabiliyetli öğretmen ve arkadaş çevresiyle muhatap olduktan sonra Hukuk tahsili yapmasıyla kazandığı bilgi, millî kültür ve halkla içiçe olma tecrübesi, onu, bu şuûrla yüksek mevkilere taşımıştır.
Yüksek mevkiler, üstün ahlâk sâhibi olunursa değer kazanır. Bunu da; bilhassa, bu eserdeki arkadaşlarının şâhitliğine dayanarak anlamış oldum. Bunca mücâdeleyi veren ve çok genç yaşta hayata vedâ eden bir insanın kendi milletinin yükselmesi için bunca fedakârlığa katlanmasının başka bir îzahı da olamaz.
Dikkate şâyan bir husustur ki, eserde, başta ülkücülerin lideri Başbuğ Alparslan Türkeş olmak üzere, takriben son elli senenin siyâsî hâdiseleri içersinde yoğrulan, yüzleri aşan s(ı)porcu, asker, sinemacı san’atçısı, edebiyatçı ve sâir meslek mensupları da eserde söz konusu olmaktadır.
27 Mayıs 1960 Darbesi sonrası Türkiyesi’nde fikir hareketi adı altında gelişen Marksist-Leninist-Maoist ve bölücü faaliyetler, yetmişlerin başında kendilerine daha geniş fırsat ve imkânlar bularak güçlenmişlerdi.
12 Mart 1971 Askerî Muhtırası, kısmen, buna dur demek istemişse de, demokrasi yine inkıtâya uğratılmış oldu ve 15 Mayıs 1974 tarihinde, o zamanki Ecevit-Erbakan Koalisyon Hükûmeti’nin çok sayıda adam öldürmekten, hırsızlıktan, gasptan, tecâvüzden ve esrar satmaktan mahkûm yüzlerce mahkümu Af Kanunu’yla serbest bırakması, memlekette yeni bir kaosun başlangıcını teşkil etmiş ve buna mukabelede bulunan/karşı çıkan bir yeni siyâsî gençliğin yâni ülkücü gençliğin de kendisine çekidüzen vermesine vesîle teşkil etmiştir.
Daha sonraki yıllarda, 12 Eylül 1980 Darbesi öncesi, Başbakan Süleyman Demirel, bu af’la ilgili olarak şöyle demiştir: “Türkiye’yi bu noktaya 1974 affı getirmiştir”. Şüphesiz ki, bu yıkım affını, Alparslan Türkeş de hiçbir zaman tasvip etmemiş, karşısında olmuştur.
Amerika, Rusya, Çin gibi, belli emperyalist güç merkezlerine bağlı olmayan, “Ne Amerika, ne Rusya, ne AB, ne Çin, her şey Türk Milleti için’ s(ı)loganı yla değil, ‘ilkesi’ yle hareket eden bu gençlik teşekkülü, -bugünkünden çok farklı olarak-belki de Mehmet Gül gibi, gençlik önderleriyle birlikte, kendilerine, “Büyük Türkiye ve Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Turan” düşüncesinin tahakkukunu hedef olarak seçmişlerdi.
“Gönüllerdeki Mehmet Gül Kitabı”nda; Atatürk’ten, Ziya Gökalp’e, Atsız’a, Necip Fâzıl’a, Lenin’e, Stalin’e, Mehmet Ali Aybar’a, Fidel Kastro’ya, Sultan Galiyev’e Sadi Somuncuoğlu’na, Necmettin Haceminoğlu’na, S. Ahmet Arvasî’ye, Mustafa Kafalı’ya, Ahmet Kabaklı’ya, Muhsin Yazıcıoğlu’na, Mehmet Eröz’e, Demirel’den Doğu Perikçek’e, Ecevit’ten Turgut Özal’a, Bahçeli’ye kadar çok sayıda siyasetçinin ve fikir adamının tavırları, farklı görüş sahiplerince ifade edilmektedir.
Muhakkaktır ki; bu da, bir devrin hem sosyo-kültürel, hem sosyo- p(i)sikolojik ve hem de sosyo-ekonomik yaşayışını ortaya koyan çarpıcı siyâsî tercihleri ihtivâ etmektedir. Eserde, bütün bunların tartışmalı örneklerini bulmak mümkündür.
Bu kitap, şüphesiz ki, bir hâtıra kitabı değildir. Ancak; Mehmet Gül nezdinde ve Mehmet Gül merkezli olarak, bir devri/bir dönemi tarassut, ifşâ, kayıt altına alma ve yer yer de, objektif bir tahlil kitabıdır. .
Eserdeki ifadelere göre, Mehmet Gül, ülkücü-milliyetçi fikir hareketinin ve siyâsî görüşünün bir temsilcisi olmasının da ötesinde, öncüsü durumundadır.
Muarız düşünce yâni karşı görüş mensuplarının dahi güvenini kazanmış, uzlaşmacı tavrıyla, tam bir ‘ülkücü-milliyetçi-vatan ve insansever karakteri’ temsil etmektedir.
Şunu da müşâhede ettim ki; Mehmet Gül, Türk Milliyetçiliği ve Türk Birliği hedefinden asla tâviz vermeden her görüşe mensup insanla istişâreyi sürdürebilmiş, sosyal dayanışma ve millî birlik ruhunun kaynaşıp değer kazanması için gayret sarfetmekten de asla geri durmamış samimî bir Türk ve imanlı bir Müslüman’dır.
Kardeş Ömer Gül tarafından hazırlanan ve yukarda da bahsettiğim gibi, yüzleri aşan fikir ve gönül adamının iştirakiyle vücut bulan bu eser; inanıyorum ki, bilinmeyen ve cevap arayan pek çok mes’eleye de ışık tutacaktır.
“Gönüllerdeki Mehmet Gül Kitabı”nda; birlik ve berâberliğimizin mutlak surette elzem ve şart olduğunu ifade eden ve Türk Milleti’nin istikbâline dâir sayısız ibret vesikaları mevcuttur.
Hulâsa; “Gönüllerdeki Mehmet Gül Kitabı”, Mehmet Gül’ün, yüzleri aşan dâva arkadaşının ve dostunun şâhitliğinde meydana çıkarılan ve bir dönemin bilinmeyen pek çok hâdisesini aydınlatan bir rapor mahiyetindedir..
M.HALİSTİN KUKUL/29 EKİM 202