İmamoğlu Vakası Nasıl Yorumlanabilir?

Yazar Ali Öztürk -

İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploma konusu uzun süredir gündemdeydi. Kahır ekseriyetle diplomanın iptal edileceği belliydi. Ekrem Bey’in buna karşı “ön seçim” hamlesini geliştirmesi ve sandıktan sonraya taşımak istemesi kararı daha hızlandırdı. Böylece parti içi sandığı da olsa, sandığa “diploması iptal edilen aday” pozisyonuyla girmiş olacak. Önceki akşam bütün Türkiye bu mevzuya kilitlendi.

Olağanüstü bir gündemle yattık olağanüstü bir gündemle uyandık. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Trabzonlu hemşerimiz Sayın Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edildiğine ilişkin haberle iftar ve sahur yaptık. Herkes diploma tartışmasını konuşuyordu. Doğruydu, yanlıştı, mağdur oldu, usulsüzlük yapıldı, diploma sahteydi, yatay geçiş hakkı yoktu, puanı tutmuyordu diye konuşurken bütün bu tartışmalar artık hukukun vereceği kararla netleşecekti. Ve yaklaşık 2-2,5 yıl gibi bir süre de vardı. Bu süreçte bu tartışma devam edecekti. Mahkeme biter miydi, devam eder miydi, anayasa mahkemesine tekrar oradan gider miydi, yoksa seçim sürecine kadar hukuk devam eder, yeni bir hukuki karar verilerek bu olay bir şekilde biter miydi!.. Herkes sabah bu gündemle uyanmayı beklerken sabah çok daha büyük bir hadiseyle karşılaşıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı.

İBB Başkanı İmamoğlu, sonuç itibariyle savcılığa davet ettikleri zaman ifadeye giden bir siyasetçi, belediye başkanı. İfadeye giden, ifadeden kaçmayan, çağrıldığı zaman icabet eden bir belediye başkanı neden göz altına alındı? Olaya bu perspektiften baktığınız zaman çok daha büyük, vahim gelişmeler olması lazım. Böyle bir altyapının oluşması, böyle bir gerekçenin olması lazım. Savcıların yaptığı açıklamadan ve alınan güvenlik önlemlerinden bakıldığında da bunu hissediyoruz. Sanki Sayın İmamoğlu’nun yapmış olduğu “kent uzlaşısı” anlaşması ve diğer birtakım ihalelerde çok ciddi ve tutuklanmayı gerektirecek iddialar delillendirilmiş ve tutuklamaya gidilecek gibi bir atmosfer bekliyor!.. Şuandaki gözaltı hadisesi sanki Sayın İmamoğlu tutuklanacak gibi bir hava ve atmosfer oluşturdu. Bu da şunu beraberinde getiriyor. Alınan bu güvenlik önlemleri ve tüm bunlar ortada “Ülkenin Milli Güvenlik Meselesi mi var?” sorusunu akıllara getiriyor. Yani Milli Güvenlik hadisesiyle karşı karşıya mı kalındı da ani olarak bir diploma süreci başlamışken ve tartışılırken veya hukuki sonucu beklenmeden ya da onun hemen üstüne ikinci kez bir büyük operasyon ya da ikinci bir yönelim gerçekleşti.

Doğrusu bu durumu yorumlayamıyoruz. Bir tarafta DEM Parti ile Sayın Devlet Bahçeli’nin açılım talebi ekseninde yürüyen bir takım ilişkiler ve silah bırakma hadisesi var. Türkiye’nin yarım asır sonra terör belasından, PKK belasından kurtulması gibi bir hadiseye doğru gitmek var. Öbür tarafta kent uzlaşısı adı altında gerçekleştirilen bir iş birliği sonucu İstanbul Büyükşehir Belediyesi ya da diğer belediyelere çöreklenen teröristlerin ayrıştırılması bağlamında işi doğrudan İmamoğlu’na kadar bağlamak var! Doğrudan ifadeler mi vardı? Doğrudan Sayın İmamoğlu’nu bu işin içine katan iddialar mı vardı? Bunların hiçbirisinin cevabını bilmiyoruz, bilemiyoruz. Ama görünen şu ki bu kapalı kutudan İmamoğlu karlı çıkacak bir pozisyona geldi. Mağdur üretildi. Diploma için aynı şeyi söyleyemiyoruz ama bu yaşanan son gözaltı hadisesi toplum vicdanında ortada ciddi bir mağduriyet doğurdu. Bu mağduriyeti ortadan kaldıracak gerekçelere, delillere hakikaten toplum inanacak mı? Gerçekçi ve inandırıcı gerekçeler ortaya çıkacak mı? Bütün bunlara hep birlikte bakacağız. Ama doğrusu hadiseyi yorumlamakta zorluk çekiyoruz. İnşallah ülke için, millet için hayırlı olur. Ekonomiyi bile bu kadar çok etkileyebilecek bir hadiseye yelken açılması nasıl bir şeydi? Milli güvenlik sorunu mu vardı? Neydi böyle bir müdahale ettirecek kadar önemli olan? Hep beraber bunu göreceğiz. Gerekçelere bakarak daha doğru ve daha sağlıklı değerlendirme yapabileceğiz.