Sokakta konuştuğumuz, telefonla muhabbet ettiğimiz çok sayıda isim kesin hükmünü vermiş. Kimisi “İmamoğlu meselesi bitti” derken kimisi “İmamoğlu, Cumhurbaşkanı olacak” şeklinde görüş belirtiyor. Daha doğrusu geleceğe ilişkin net kanaat belirtiyor. Halbuki görünen köy açık ve net. Yolu farklı olabilir. Ama köy göründü. Görünen köyde yani kısa vadede, yani 2027 ya da 2028 seçimlerinde Ekrem İmamoğlu yok. Ondan sonrası için ise ne olacağını yalnızca Allah bilir.
Birincisi; İmamoğlu sempatisi ya da mağduriyeti tüm kitleler için geçerli değil. İmamoğlu, bir söylemden ya da ifade özgürlüğünden ötürü tutuklanmadı. İddialar yolsuzlukla ilgili. Toplum bunu uzunca süre tartışacak. Ve halkta bugün olan karşılığı aynen devam etmeyecek. Zira İmamoğlu, artık bir makam ve mevkide değil. Paradan da uzak bir noktada. Bu direnişini ne kadar sürdürebilecek? Direnişini sürdürebilse bile toplum ne kadarını içselleştirecek?
İkincisi; CHP’nin içinde şimdiden Cumhurbaşkanlığına hazırlananlar var. Potansiyel aday Mansur Yavaş. Ancak bize göre Özgür Özel de önünün açıldığını düşünüyor. Hatta CHP kitleleri ‘Neden olmasın?’ deyip Muharrem İnce’nin arkasına bile takılabilir.
Üçüncüsü; sokaklardaki kitlelerin tamamı Ekrem Bey’e duyduğu güven ya da sempati ve sevgiden ötürü sokağa çıkmadı. İstisnasız tamamının ortak bir noktası var. “Yeter ki Tayyip Erdoğan gitsin.” Hatta kahır ekseriyetin bu amaçla sokağa indiğini söyleyebiliriz. Nitekim sokağa inenler arasında yolsuzluğa inananlar da var. Ama onlarda da “AKP’lilere karşı kullanılmayan yasalar neden CHP’lilere karşı kullanılıyor?” tepkisi var. Dahası ekonomik sıkıntı çektiği için sokağa inen hayli kitle var. Z kuşağı biraz da macera yaşamak adına sokağı benimsiyor. Polis barikatının önünde fotoğraf vermeler, aşk ilan etmeler, yüzüne peçe çekerek fotoğraf paylaşmalar ve çevresine “Bakın ben de eylemdeydim” demek için eyleme katılanlar… Sonuç itibariyle sokağa inen kitlelerin tamamının homojen olduğundan bahsedilemez. Bir diğer ifadeyle bu tepkiselliklerini uzun süre devam ettireceklerinden de bahsedilemez. Aradaki zaman çok şeyi değiştirebilir.
Gelelim zurnanın en önemli deliğine. En büyük belirsizliğe. CHP bundan sonra nasıl bir yol haritası izleyecek? 1-CHP, anketlerde birinci çıkan Mansur Yavaş’ı kabullenecek mi? 2-Özgür Özel, önünün açıldığını düşünerek ikinci kurultaydan da galibiyetle çıkıp “Cumhurbaşkanlığı benim hakkım” demeyecek mi? 3-CHP tabanı Mansur Yavaş ya da Özgür Özel dışında bir başka ismin arkasına düşer mi? Yani CHP’nin kendi içinde nasıl bir yol izleyeceğini CHP’liler de bilmiyor. Saraçhane mitinginde Mansur Yavaş, DEM’lilerin taşıdığı Kürdistan bayrağı için “paçavra” ifadesini kullandı. Fikrinden ve zikrinden taviz vermeyen Mansur Yavaş, hiçbir süreçte ikili oynamıyor. “Ben buyum” diyor ve devam ediyor. Ancak öfkelenen DEM’lileri yatıştırmak yine Özgür Özel’e düştü. Saraçhane’den Diyarbakır’a “paçavra” mesajı gönderen potansiyel Cumhurbaşkanı Adayı Mansur Yavaş’ın bu söylemi karşısında Genel Başkan Özgür Özel DEM’den özür diledi. Selahattin Demirtaş’a tekrar selam gönderdi. Böylece DEM Parti ile ilişkisini önemsediği için sıcak tutuyor.
Belirsizlikler AK Parti için de geçerli. AK Parti bu olayın nasıl sonuçlanacağına dair hiçbir fikir yürütemiyor. Metal yorgunluk içindeki AK Parti Genel Merkezi hiçbir şey öngöremiyor. İl Teşkilatları ise hareket etmek için Genel Merkez’den emir bekliyor. Fikir üretemeyen Genel Merkez gariptir ama süreci yalnızca izliyor. Bu süreçte bile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tek bir kişi olarak görüntü veriyor, vatandaşa yine yalnızca Erdoğan sesleniyor.
Yukarıda ortaya koyduğumuz tüm nedenler çerçevesinde siyasette kısa ve orta vadede nelerin olup nelerin olamayacağı konusunu kimse bilmiyor. Herkes kendine göre bir fikir yürütüyor. Halbuki siyaset henüz önünü göremiyor.
***
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzonlu. Trabzon Lisesi mezunu ve Trabzonspor eski yöneticisi. Trabzonlu olmayı hep öne çıkaran bir siyasetçi… İmamoğlu’nun gözaltı sürecinde gözler en çok Trabzon’a çevrildi. Ekrem Bey’in memleketinde neler gelişti? Biz, CHP’nin Trabzon Teşkilatı olarak iyi bir performans sergileyebildiğini söyleyemeyiz. Zaten partinin kendi içinde yaptığı temayül yoklamasında da bu sonuç ortaya çıktı. Temayül yoklamasından çok “Ekrem İmamoğlu’nu en çok hangi şehir istedi?” sorusuna cevap veren Pazar günkü yoklama, hayli ilginç. Bölgenin birincisi nüfus oranlarına bağlı olarak Giresun. Giresun, Trabzon’un üçte bir nüfusuna sahip. Ancak 74 bin kişi İmamoğlu için sandığa gitti. Trabzon’da ise bu rakam 68 bin. Trabzon oran itibariyle Giresun’un, Artvin’in ve Rize’nin de gerisine düştü. Trabzon’da seçmenin %11’i İmamoğlu için sandığa giderken Giresun’da bu oran %21 oldu. Artvin’de %18, Rize’de ise %12 olarak gerçekleşti. Bölgede nüfus bağlamında İmamoğlu için sandığa en az giden iki il Ordu ve Gümüşhane oldu. Ordu’da İmamoğlu için sandığa gidenler %9, Gümüşhane’de ise %5’te kaldı.
Yazar Ali Öztürk - Yazdır