Temizlik Başlamışsa Tertemiz Olalım...

Türkiye’nin dış cephe mücadelesi ile birlikte iç cephede de ciddi bir temizlik çalışması yapılacağı aylar öncesinden konuşulup tartışıldı.

DEM Partili belediyelerin “terör iltisaklı” başkanları ile başlayan operasyonlar ciddi destek de gördü. Sonra sanat camiasında tekelleşme ve Gezi olaylarında sanatçıları yönlendirmesi ile gündeme gelen Ayşe Barım soruşturması başladı. Gördük ki bu soruşturmalar için oldukça uzun bir süredir hazırlık ve takipler yapılmış. Hemen her alanda ülkenin önüne engeller çıkarabilecek her kişi ve kurum temizlensin isteniyor. Bunu ben de istiyorum.

Son gelinen noktada İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için “Suç Örgütü Liderliği, Yolsuzluk ve Kent Uzlaşısı anlaşmaları kapsamında terörle ilişkisi” başlıkları gündeme geldi. Eş zamanlı olarak CHP kurultayı da incelemeye alındı.Ekrem İmamoğlu, önceki yazılarımda da belirttiğim gibi yanlış bir siyasi atak yaptı. Mağduriyet yatırımı yapayım derken hesaba katmadığı birçok usulsüzlük ortaya çıktı. Diplomasının iptali de karşısına çıkan en kötü sürprizlerden biri oldu. Henüz İBB Başkanıyken verdiği izlenim hiç iyi değildi. “Beni görmezden gelmek zorundasınız” dercesine bir tutum vardı. Belki de başka bir çıkar yol yok diyedir. İddiaların gerçekliği ellerini kollarını bağlamış olacak ki savunma boyutunda kendisini düze çıkaracak bir girişimi ne kendisinden ne de partisinden göremedik.

5 gündür Saraçhane’de ciddi bir protesto eylemi var. Orada bulunan vatandaşların mücadelesini anlamsız kılacak bir söylemde bulunmak bana vicdanen rahatlık vermiyor. Evet, Ekrem İmamoğlu ülkemizin konumunu, hedeflerini ve gücünü doğru kullanabilecek potansiyele sahip değil. Kendisinden İBB dönemi ile ilgili herhangi bir verimlilik görememişken “Erdoğan Karşıtlığı” sebebiyle bir çaylağa ülke yönetimi teslim etmenin Ukrayna vari bir intihar olacağını açıkça ifade ediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her geçen gün yeni ve çok daha derinleşen kriz ortamlarında Türkiye’nin kurtuluş, hatta yükseliş imkânlarına kapı araladığını, bu avantajı kaybetmememiz gerektiğini her platformda ifade ediyorum. Peki, her şey süt liman mı? Elbette değil...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti belediyeleri için sarf ettiği çok iddialı bir söylemi oldu:“Bizim belediyelerimiz yolsuzluktan, haksızlıktan yana olmayacak, bizim belediyelerimiz hak, hakikat, helal-haram nedir bunu bilerek halkına hizmet edecek,” dedi Erdoğan.Ben bu söylemi samimi bulmadım, bulamadım... AK Parti belediyeleri de, teşkilatları da ciddi bir revizyondan geçmedikçe, gerek geçmiş dönem yöneticileri gerekse bugün görevde olanlar şeffaf bir şekilde faaliyet raporlarını halka açmadıkça, usulsüzlüklerin adalet önünde hesabı verilmedikçe bu söylem havada kalır. Trabzon günlerdir protesto eylemleri yapıyor. Onların Ekrem İmamoğlu için talepleri varsa kabul etmiyorum. Fakat talepleri içerisinde AK Partili belediyelerin de hesap vermesi talebi varsa, işte burada kendilerine itiraz edilmesi vicdanen beni rahatsız eder. “Kim hangi usulsüzlüğü yapıp partimi de görevini de kötüye kullandıysa hesabını versin” çıkışı gelmedikçe, Ekrem İmamoğlu’ndan bağımsız bir şekilde muhalif tepkilerin daima hatırı sayılır bir haklılık payı olacağını ifade etmek üzerimize düşen önemli bir sorumluluktur.

Beni iktidar yanlısı görüp eleştirebilirler. Tepkiler alabilirim. Fakat ben haklı talepleri olan milletimin her bir ferdini seviyorum, değerli görüyorum, taleplerini de ülkemizin menfaatleri açısından kıymetli buluyorum.Bir temizlik başlamışsa tertemiz olana dek gidelim...Zira abdestin yarımı ile hiçi arasında hiçbir fark yoktur. İkisi ile de namaz olmaz...