Günümüzde çocuklar, televizyon ve dijital platformlarda yayımlanan içeriklere her zamankinden daha kolay erişebiliyor. Ancak bu durum, onların zihinsel ve duygusal gelişimini doğrudan etkileyen önemli bir sorun doğuruyor: Şiddet içerikli medya. Şiddet dolu sahneler, çocukların saldırgan davranışlar sergileme ihtimalini artırıyor, empati duygularını zayıflatıyor ve şiddeti normalleştirmelerine neden oluyor. Son yıllarda dijital platformlarda yayımlanan diziler, gençler ve çocuklar üzerinde büyük bir etkiye sahip. Çocukların zihinsel ve duygusal gelişimi, maruz kaldıkları medya içerikleriyle doğrudan ilişkilidir. Ancak ebeveynler ve eğitimciler için en büyük sorunlardan biri, çocukların bu içeriklere ne kadar kolay erişebildiği gerçeğidir. Peki, ekranların ardındaki bu görünmez tehlike, çocuklarımızın psikolojisini nasıl etkiliyor? Bu içerikler çocukların dünyasını nasıl şekillendiriyor? Ve bizler onları bu etkilerden nasıl koruyabiliriz? Aileler bu konuda nasıl bir yol izlemelidir?
Şiddetin Normalleşmesi ve Duyarsızlaşma
Araştırmalar, şiddet içerikli medya tüketiminin çocuklarda saldırgan davranışları artırabileceğini, empati duygusunu zayıflatabileceğini ve şiddeti normalleştirme eğilimini güçlendirebileceğini göstermektedir. Özellikle bilişsel gelişimi tam olarak tamamlanmamış çocuklar, bu tür içerikleri bir kurgu olarak değil, gerçek bir senaryo olarak algılayabilir. Örneğin, 2021’de yayınlanan ve kısa sürede küresel bir fenomen hâline gelen Squid Game, şiddet içeriğiyle ebeveynlerin ve eğitimcilerin dikkatini çeken yapımlardan biri oldu. Bu tür içeriklerin çocukların psikolojik gelişimine etkileri üzerine yapılan araştırmalar, oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Ayrıca ‘Gerçek mi, Kurgu mu?’ karmaşasına da parmak basmak gerekir. Bilişsel gelişimini tamamlamamış bir çocuk için izlediği her şey gerçektir. Yani, bir yetişkin için basit bir senaryo değişikliği olan şiddet sahneleri, bir çocuk için hayatın olağan bir parçası haline gelebilir. Özellikle Squid Game gibi ‘hayatta kalma’ temalı diziler, kazananın yaşadığı, kaybedenin ise yok olduğu mesajını vererek çocukların acımasız bir dünya görüşü geliştirmesine sebep olabiliyor. Nitekim, bu diziyi izleyen bazı çocukların arkadaşlarıyla ‘Squid Game oyunları’ oynadığını ve kaybedenleri cezalandırdığını gösteren vakalar dünya genelinde rapor edildi.
Çocuk Beyni Şiddeti Nasıl Algılıyor?
Araştırmalar, şiddet içerikli medya tüketiminin çocukların psikolojik gelişimini kalıcı şekilde etkileyebileceğini gösteriyor. Sürekli olarak şiddet içeren içeriklere maruz kalan çocuklar, zamanla duyarsızlaşıyor ve şiddeti bir problem çözme yöntemi olarak görebiliyor. Empati yetisi azalırken, saldırgan tepkiler artabiliyor. Dahası, bazı çocuklar bu içeriklerden korku ve kaygı geliştirerek uyku bozuklukları ve stres semptomları yaşayabiliyor. Bir çocuğun gelişim döneminde sürekli tehdit algısıyla yaşaması, onun dünyaya karşı güven duygusunu derinden sarsabilir. Şiddeti normal bir davranış biçimi olarak algılamaya başlayan çocuklar, problem çözme süreçlerinde daha agresif yöntemlere yönelebiliyor. Ayrıca sosyal medyada ve video platformlarında popüler hâle gelen tehlikeli meydan okumalar ve şiddet içerikli sahnelerin taklit edilmesi, çocukların fiziksel güvenliğini ciddi şekilde tehdit edebiliyor.
Duygusal Gelişim Üzerindeki Etkileri
Şiddet içerikli medya, çocukların duygusal regülasyon becerilerini de olumsuz etkileyebilir. Sürekli olarak korku ve gerilim içeren içeriklere maruz kalan çocuklarda uyku bozuklukları, kaygı bozuklukları ve travmatik stres semptomları gelişebilir. Özellikle erken yaşlardaki çocuklar, gerçeklik algılarını henüz tam olarak oturtamadıkları için, bu tür içeriklerin gerçek hayatta da geçerli olabileceğini düşünebilirler. Bu durum, onların güven duygusunu zedeleyerek kaygı seviyelerinin yükselmesine yol açabilir.
Birçok ülkede, örnek verdiğim Squid Game’den esinlenerek oynanan tehlikeli oyunlar rapor edilmiştir. Çocuklar, dizide gördükleri sahneleri oyunlarına yansıtarak rekabetçi ve acımasız bir dünya görüşü geliştirebilir. Bu da, akran zorbalığını ve fiziksel zarar görme riskini artıran bir faktör hâline gelebilir. Unutulmamalıdır ki çocukların izlediği her görüntü, onların dünyaya bakışını şekillendiren küçük ama güçlü bir tuğladır.
Şiddet içerikli yapımları izleyen çocukların yalnızca saldırganlaşmadığı, aynı zamanda kaygı ve travma belirtileri de geliştirdiği biliniyor. Özellikle 7-12 yaş arası çocuklar, gerçek ile kurgu arasındaki farkı tam olarak anlayamayabiliyor. İzledikleri sahneleri oyunlarına yansıtan çocuklar, akran zorbalığına eğilim gösterebiliyor. Sonuç olarak, izledikleri içerikler çocukların hem duygusal gelişimini hem de sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebiliyor.
Peki Bu Durum Karşısında Ebeveynler ve Eğitimciler Ne Yapmalı?
Öncelikle, ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocukların ne tür içeriklerle karşılaştığını yakından takip etmeleri gerekmektedir. Squid Game gibi şiddet içeren yapımların küçük yaş gruplarına uygun olmadığı konusunda çocuklara açık ve anlaşılır bir dille bilgi verilmelidir. Ancak bu noktada yasaklamaktan çok bilinçlendirme odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir. Yasaklar, çocuklarda merakı artırabilir ve dolaylı olarak bu içeriklere erişim sağlama isteklerini güçlendirebilir.
Peki, alternatif olarak ne yapılabilir dersek eğer bu noktada birkaç örnek verilebilir. İlk öncelikle, çocuğunuzun medya okuryazarlığını geliştirmeyi hedefleyin yani; çocuklarınıza izledikleri içeriklerin nasıl analiz edilmesi gerektiğini öğretin. Medya mesajlarının ardında yatan amaçları anlamalarını sağlayarak, eleştirel düşünme becerilerini destekleyin. Diğer bir önemli nokta ise, şiddet içermeyen içeriklere yönlendirin yani eğitici ve pozitif mesajlar içeren içeriklere yönlendirme yapın, bu çocukların zihinsel gelişimlerini destekler. Eğlendirirken öğreten yapımlar, hem onların hayal gücünü geliştirir hem de sağlıklı bir sosyal gelişim sunar. Bir başka çözüm önerisi ise, dijital kullanım sürelerini düzenleyin. Çocukların ekran başında geçirdiği süreyi sınırlamak ve onlara alternatif aktiviteler sunmak, şiddet içerikli medyanın etkisini azaltmaya yardımcı olabilir. Ek olarak, çocuğunuzla açık iletişim kurmak ve izledikleri içerikler hakkında konuşmalarını teşvik etmek de oldukça önemlidir. Onlara ne izlediklerini ve bu içeriklerin kendilerini nasıl hissettirdiğini sorun. Böylece, onları daha iyi anlayabilir ve yönlendirebilirsiniz. Bu süreçte, oyun ve aktivitelerle destekleyebilirsiniz. Çocukların ekran bağımlılığını azaltmak için fiziksel aktiviteler, sanatsal çalışmalar ve yaratıcı oyunlar gibi alternatif etkinlikler sunun. Sonuç olarak ebeveynler, medya kullanımını yasaklamak yerine bilinçli tüketimi teşvik ederek çocuklarına en büyük desteği sağlayabilirler. Ancak bu süreç ebeveynler ve çocuklar için zorlayıcı hâle geldiğinde, uzman bir psikologdan destek almak sağlıklı bir yönlendirme sağlayabilir. Unutmayalım ki çocuklarımız, izledikleriyle büyür; onların ekranlarda gördüğü her şey, iç dünyalarını şekillendirir.