Medya ve Kadın panelinde güncel sorunlar ele alındı

Haber / Fotoğraf: Melek Sueda Aksoylu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde düzenlenen "medya ve kadın" panelinde medya ve reklam sektörlerinde kadınların yaşadıkları sorunlar ele alındı. 

Yeni Medya ve İletişim Türkçe Bölümü, Yeni Medya ve İletişim İngilizce Bölümü, Yeni Medya ve İletişim Doktora Programı, Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı, Gazetecilik Bölümü ve İnsan Odaklı İletişim ve Uygulama Merkezi (İLİMER) tarafından düzenlenen paneli Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay yönetti. Panelde  ATV Ana Haber Hafta Sonu sunucusu Nihan Günay, Show TV muhabiri İlknur Yılmaz ve Beefikir Kreatif Ajans kurucu ortağı Gözde Narman konuşmacı olarak yer aldı.

Doç. Dr. Gül Esra Atalay: “Kadınların medyada daha güçlü bir şekilde var olmalarının yollarını tartışmaya açacağız”

Etkinlikte açılış konuşmasını Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay gerçekleştirdi. Atalay konuşmasında şunları söyledi: “Bugün burada medya ve iletişim sektörünün farklı alanlarında çalışan, emek veren ve topluma ilham olan değerli konuklarımızla bir araya geliyoruz. Onların deneyimlerini, başarı hikayelerini ve medya sektöründe kadın olmanın getirdiği zorlukları dinleyeceğiz. Medya toplumsal algıları şekillendiren, değer yargılarını etkileyen ve kimliklerin inşasında önemli bir rol oynayan güçlü bir araç. Ancak bu sektörde kadınlar hem mesleki anlamda hem de temsil bağlamında çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bugünkü panelimizde medya sektöründe çalışan kadın profesyonellerin deneyimlerinden yola çıkarak bu zorlukları anlamaya, çözüm önerileri geliştirmeye ve kadınların medyada daha güçlü bir şekilde var olmalarının yollarını tartışmaya açacağız” dedi.

Nihan Günay: “Mesleğe başladığımda bir erkek meslektaşımdan çok daha fazla çalışmak zorunda kaldım”

Medya sektöründe kadın olmak ve annelik rolü hakkında konuşan Nihan Günay, “Bu meslekte çok fazla emek veriyorsunuz ve yarıda bırakmak da istemiyorsunuz. Annelik konusunda da çok fazla zorluk yaşadım. Hâlâ anlatırken çok rahat değilim, çok büyük vicdan azaplarım var. Çok sevdiğim bir mesleği yaptığım için de çok şanslı hissediyorum kendimi ama anne olmak çok zor. Çünkü çok uzun yıllar ve çok uzun saatler mesleğe zaman harcıyorsunuz. Meslekte bir yerden bir yere gelmek kolay olmuyor. Ben sadece kendi emeğimle, uzun yoldan gitmeyi, o meşakkatli yoldan gitmeyi tercih ettim. Benim için birçok şeye mal oldu tabii. Bugüne geldiğimde, şöyle arkamı dönüp baktığımda, çocuğum kısmını ayrı tutarak, iyi ki yapmışım diyorum” ifadelerini kullandı.

Günümüz medya sektöründe kadın olarak var olma hakkında da değerlendirmeler yapan Nihan Günay, “Erkek egemen bir sektörde kadın olarak var olabilmek zor ve bir duruşunuz varsa ve duruşunuzdan ödün vermeden devam etme niyetindeyseniz işiniz daha da zor. Bu yolculuk hiç bitmiyor. 23 sene de geçse, 43 sene de geçse bu meslekte hep bununla sınanıyorsunuz. Farklı dilleri konuşuyoruz ancak ortak bir noktada birleşmeye çalışıyoruz. O yüzden zor ama imkânsız değil” dedi. Medya sektöründe çok çalışmanın önemini vurgulayan Günay, “Küçücük bir kız çocuğu iken buralara gelebiliyorsam çok çalışmamdan kaynaklanıyor. İlk mesleğe başladığımda bir erkek meslektaşımdan çok daha fazla çalışmak zorunda kaldım belki ama hiç kimsem olmadan geldiğim bu noktadan gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

İlknur Yılmaz: “Kadın gazeteci olmak çok zor ama kadın olmak çok daha zor”

Kadın gazeteci olmanın ötesinde kadın olmanın zorluklarının altını çizen İlknur Yılmaz, “Ben burada saatlerce, hatta sabaha kadar kadın gazeteci olmanın zorluklarından bahsedebilirim ama o zaman diğer kadınlara haksızlık etmiş olurum. Çünkü tek başına kadın olmak zor zaten. Bizim gittiğimiz haberler bir kadının katledilmesinin, gasp edilmesinin, darp edilmesinin haberi oluyor. Bir kadının orada can çekişmesini anlatıyoruz. Bu haberlere giderken kız kardeşimizin durumunu anlatmak ve işinizi yapmak zorundasınız. Onlara ses de olmak istiyorsunuz. Bunu bazen anonslarınızda bazen perforede ‘vicdansız koca bunu da yaptı’ ya da ‘utanmadan çocuklarının gözleri önünde yaptı’ diyerek onların sesi olmaya çalışıyorsunuz. Biz o kadınların sesi olmaya çalışırken bir yandan da mesleğimizi yapmaya çalışıyoruz.”

Sahada kadın gazeteci olmanın zorluklarını da anlatan İlknur Yılmaz, “Kadın gazeteci olmanın evet çeşitli zorlukları var. Mesela herhangi bir haberde siz gidecekken bir anda yöneticiniz acaba sen mi gitsen yoksa erkek bir muhabir mi gitse diyebiliyor. Halbuki aynı işi yapıyorsunuz, aynı haber kaynaklarına sahipsiniz, gerekli kaynaklara siz de ulaşabilirsiniz. Bunu da biliyor ama orada acaba erkek muhabir mi gitse diyor. Bu gibi durumlarla karşılaşıyorsunuz. Ya da bölgede olduğunuzda meslektaşlarınızdan, ‘sen dur ben bir önce gireyim’ diyenler oluyor. Dezavantajlar saymakla bitmez. Biraz yükselmeye başladığınızda ya birinin kızı olduğunuzu ya birinin karısı ya birinin sevgilisi olduğunuzu düşünüyorlar. Tek başına bir kadın çok üst mevkilere gelemez diye düşünülüyor” ifadelerini kullandı.

Gözde Narman: “Toplumun benden beklentisi önce anne olmam”

Cinsiyet rollerinin öğrenilen bir şey olduğunu vurgulayan Gözde Narman, “Dünyanın her tarafında kadın, toplumdaki yerini tırnaklarıyla kazıya kazıya inşa etmek zorunda. Kadının toplumda yerini ve değerini oturtması için hem kadınların hem erkeklerin bu durumu kabul etmesi gerekiyor. Kendimden örnek verecek olursam, araba kullanıyorken ben de kadın şoförüm ama mesela bir kadın şoför trafikte usulsüz bir davranış sergilediğinde, ben de tıpkı bir erkek gibi, kadın şoföre ‘kadına bak’ diyebiliyorum. Ya da işte kadın arkadaşınıza zihninizde kadın olduğu için bir şeyleri eksik, hatalı veya yanlış yaptığı ya da yeterince iyi yapamadığına dair bir düşünce geçiyor mu acaba zihninizden? Eğer geçiyorsa bilin ki aslında bu bize öğretilen bir şey. Yaşadığımız toplum içerisinde bu bize dayatılıyor. O düşünceyi yakalayıp yok etmek bize düşüyor” dedi.

Bir kadının annelik rollerinin iş hayatındaki etkisinden de bahseden Gözde Narman, “Anne olmayı deneyimlemeye başladığımda toplumun, arkadaşlarımın, ailemin bana hep ‘ne işi, sen önce bebeğine bakmalısın, bebek dururken sen nasıl bir toplantıya gidersin’ şeklinde yaklaştıklarını gördüm. Orada insan, ‘evet ben önce çocuğa bakmalıyım ne toplantısı’ diye düşünüyor. Ama ben bir taraftan para kazanıyorum, bir taraftan mesleğimi icra ediyorum. Ama görüyorum ki toplumun benden beklentisi önce anne olmam” ifadelerini kullandı.

Panel, öğrencilerin sorularının yanıtlanması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.