Almanya'da yapılan son federal seçimlerde merkez sağ Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) ve Bavyera'daki kardeş partisi Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) oyların %28,5'ini alarak Federal Meclis'teki hakim güç haline geldi.
Bu sonuç CDU lideri Friedrich Merz'i Almanya'nın bir sonraki başbakanı olmak için güçlü bir konuma getirirken koalisyon görüşmeleri de şimdiden başladı.
CDU-CSU koalisyonundan neler bekleniyor?
CDU-CSU'nun 630 sandalyeli Federal Meclis'te 208 sandalye kazanması, hükümet çoğunluğunu sağlamak için bir koalisyonu zorunlu kılıyor.
En uygun ortaklık, merkez sol Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile tarihsel olarak "Büyük Koalisyon" olarak adlandırılan yapıyı oluşturacak gibi görünüyor.
Zira; CDU/CSU ve SPD, ideolojik farklılıklarına rağmen, siyasi belirsizlik dönemlerinde birlikte çalışma geçmişine sahip. CDU-CSU'nun iş dünyası yanlısı reformlar ve daha sıkı göç politikaları için bastırması beklenirken, SPD'nin daha fazla sosyal refah önlemini savunması ve seçmenlerin geniş bir kesimine hitap edebilecek bir politika dengesi oluşturması bekleniyor.
Almanya'daki siyasi uzmanlara göre; Nisan ortasına kadar sürebilecek olan koalisyon müzakereleri, mali politikalar ve dış politika konularında uzlaşmaya odaklanacak.
En tartışmalı konulardan biri, Almanya'nın yeni borçlanmayı sınırlayan "borç freni" kuralının getirdiği mali kısıtlamalar olacak. CDU-CSU'nun bu kısıtlamanın sürdürülmesini savunması beklenirken, SPD altyapı ve sosyal programlara daha fazla harcama yapılmasına izin verecek muafiyetler için bastırabilir.
Dış politika tartışmaları da özellikle Almanya'nın Rusya, Çin ve ABD'ye karşı tutumu açısından büyük önem taşıyacak.
Her iki parti de genel olarak Ukrayna'nın desteklenmesi ve AB savunma işbirliğinin güçlendirilmesi konusunda hemfikir olsa da, ticari ilişkiler ve askeri harcama taahhütleri konusunda farklılıklar ortaya çıkabilir.
Bu müzakerelerin sonucu nihayetinde Almanya'nın küresel ilişkilerdeki rolünü şekillendirecek ve Berlin'in Avrupa Birliği içinde uygulayabileceği etki düzeyini belirleyecek.
Zor durumdaki bir ekonomiyi canlandırmak
Yeni hükümet için en acil meselelerden biri Almanya'nın ekonomik durgunluğunu ele almak olacak.
Zira Alman'yada özellikle yüksek enerji maliyetleri, sanayide rekabet gücünün azalması ve işgücü açığı büyümesi gibi sorunlar en önemli başlıklar olarak kabul ediliyor.
CDU-CSU, ekonomik faaliyeti canlandırmak için vergi indirimleri, sanayi sübvansiyonları, deregülasyon ve kamu yatırımlarının arttırılmasını savunuyor. Ayrıca hükümetin, yaşlanan işgücünün uzun vadeli etkilerini hafifletmek için mesleki eğitim programları ve yurtdışından vasıflı işgücü çekmeye yönelik teşvikler de dahil olmak üzere işgücü geliştirme girişimlerine öncelik vermesi bekleniyor.
CDU-CSU'nun bir başka önemli maddesi ise göç meselesi olacak. Partilerin seçim vaatlerine bakıldığında, sınır dışı etme süreçlerini kolaylaştırmak ve yasadışı geçişleri önlemek için komşu ülkelerle işbirliğini geliştirmeleri bekleniyor.
Buna ek olarak, Almanya'nın Schengen Bölgesi içinde iç sınır kontrollerini sürdürme kararının Avrupalı komşularıyla diplomatik tartışmalara yol açması muhtemel. Zira Hollanda ve Polonya gibi ülkeler bu tedbirlerin ticaret ve seyahat üzerindeki uzun vadeli etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi ve Scholz yönetimini bu konuda uyarmıştı.
Alman dış politikası nasıl şekillenecek?
Merz yönetimindeki Almanya'nın dış politikası, özellikle Rusya, Çin ve ABD ile ilişkilerinde daha iddialı bir yön izleyecek.
Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump'ın yeniden seçilmesi, potansiyel ticari gerilimler ve ekonomik korumacılıkla ilgili endişeleri arttırdı. Ancak Almanya'nın yeni yönetiminin özellikle otomotiv ve imalat sektörleri olmak sanayi ürünleri başlıklarında Çin ile pragmatik ekonomik işbirliğine devam etmesi bekleniyor.
Yeni yönetimin ayrıca; ekonomik işbirliğini derinleştirerek ve yeni ikili ticaret anlaşmalarını araştırarak ABD'nin gümrük vergisi riskini azaltmak için proaktif önlemler alması bekleniyor.
Güvenlik ve riskler
CDU/CSU, seçim propaganda süreci boyunca Avrupa'nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesini ve ABD'nin askeri desteğine bağımlılığın azaltılmasını güçlü bir şekilde destekleyen açıklamalar yaptı.
Bu da daha bir Avrupa savunma yapısını teşvik ederek AB güvenlik yatırımlarının artırılması yönünde adımlar atacaklarını ortaya koyuyor.
Almanya, Avrupa savaş uçağı programının daha da geliştirilmesi ve siber güvenlik girişimlerinin arttırılması da dahil olmak üzere ortak savunma projeleri aracılığıyla Fransa ve diğer AB ortaklarıyla askeri işbirliğini arttırmaya çalışabilir.
Ancak koalisyon içinde, askeri desteğin kapsamı ve gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için diplomatik angajman potansiyeli konusunda tartışmalar ortaya çıkabilir.
CDU/CSU'nun ayrıca NATO taahhütlerini güçlendirmesi, daha yüksek savunma harcamaları açıklaması ve Almanya'nın Avrupa güvenlik çerçevelerindeki rolünü arttırması bekleniyor.