Rejime uygun eğitimin inşası - Feray Aytekin Aydoğan

Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB) Resmi Gazete’de yayımlanan Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle ortaöğretim kurumları 2024/2025 eğitim öğretim yılı başında açıklanan dört yeni okul modeline (sektör içi, sektöre entegre, bölge, ihtisas) ve Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesine uygun hale getiriliyor. Meslek liselerinden bölge okullarına geçiş hızlandırılıyor. İlk adım olarak Adana, Bursa, Çankırı, Denizli, Gaziantep, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Konya ve Samsun’da başlatılan uygulama ile 10’uncu sınıfı bitiren çocuklar bölge okullarına nakil yaptırabilecek. Organize sanayi bölgeleri, fabrikaların ve işletmelerin yoğun olduğu yerlerde açılan bölge okullarında çocuklar yatılı, yatılı kalma koşullarının olmadığı yerlerde kamuya ait yerlerde kalacak ve barınma giderleri işsizlik fonundan karşılanacak.

Halka ait kamu kaynakları, halkın bütçesi çocuklarının sermaye için ucuz, hatta bedava işgücü haline getirilmesi için kullanılıyor. Bir nevi yatılı çocuk işçi kampları oluşturuluyor. Çocuklara “eğitimi” şirketlerin, işletmelerin teknik personeli verebilecek. Çocukların okulla ve öğretmenlerle de bağı koparılıyor. Aslında yönetmelik eliyle, dört yeni okul modeli ile tüm meslek liseleri Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) haline getiriliyor.

MESEM’E YÖNLENDİRME SÜRÜYOR
Yönetmelikle birlikte MESEM’lere geçiş de hızlandırılıyor. Meslek ve Teknik Eğitim Politika Belgesi’nin temel başlıklardan biri de MESEM’lerin sayısının artırılması, olmayan yerlerde ise irtibat bürolarının kurulmasıydı. Yönetmelikte yer alan, devamsızlık sorunu olan öğrenciler “bir işletme ile sözleşme imzalamak şartıyla” ifadesi ile MESEM’lere yönlendiriliyor.

2023 verilerinde genel ortaöğretimde devamsızlık oranı yüzde 27,8; mesleki ve teknik ortaöğretimde devamsızlık oranı yüzde 46,6 idi. Bu demek oluyor ki yönetmelik eliyle genel ortaöğretimdeki yaklaşık 3 çocuktan, mesleki ve teknik ortaöğretimdeki 2 çocuktan 1’inin MESEM’lere geçişi amaçlanıyor. Kamusal eğitim hakkından sorumlu olan MEB, çocukların okulda, örgün eğitimde kalmasını sağlayacak kamusal önlemler almak yerine çocuk yaşta işçiliği yaygınlaştırıyor.

Çocukların birincil tercihleri akademik liseler olmasına rağmen okullaşma politikası ve sınav sistemleri nedeniyle imam hatip veya meslek liseleri zorunlu hale getiriliyor. Yönetmelikle istediği okul türüne yerleşemeyen öğrenciler açık öğretim liselerine yönlendiriliyor. MESEM’e çocukların devam etmemesi veya tercih etmemesi durumunda da yönetmelik çocukları açık öğretime yönlendiriyor. Bu durum da sayısı 1,5 milyonu (2023-2024 verisi 1 milyon 578 bin 941) aşan okul terklerinin daha da artacağını gösteriyor.

ÇOCUKLARI MECBUR BIRAKIYORLAR
Aynı zamanda merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul, program, fen, spor, güzel sanatlar liselerinde bir şubeye alınacak öğrenci kontenjanı 30 ile sınırlandırılırken imam hatip, meslek liseleri ve MESEM’lerde bu sayı böyle değil. Bu liselerde ve MESEM’lerde sayının 40’a kadar artırılabileceği yönetmelikte yer alıyor. Çocuklar meslek, imam hatip liselerine, MESEM’lere mecbur bırakılıyor.

Yönetmelikte yer alan kritik maddelerden biri de merkezi sınavla öğrenci alacak okulların belirlenmesi ile ilgili maddelerde yapılan değişiklikler. Her yıl yönetmelikte belirlenen kriterlere göre liseler değerlendirilecek. Kriterler arasında okulun fiziki imkânları, (çok amaçlı salon, konferans salonu, atölyeler, laboratuvar gibi) YKS başarıları yer alıyor.

Eğitime yeterli bütçe ayrılmazken okulların fiziki imkânları MEB’in sorumluluğu altındayken okullar arasında meydana gelen eşitsizliğin suçu öğretmenlere yükleniyor. Laik, bilimsel, kamusal eğitimde yaratılan tahribat çok açık iken ve sınavlarda temel belirleyici olan ailelerin sosyoekonomik durumu iken sınav başarısı üzerinden kriterler belirlemek okullar arası eşitsizliği daha da derinleştirecektir.

Ayrıca merkezi sınavla öğrenci alan okullarda öğretmen ve idarecilere Akademi eğitimi zorunluluğu getiriliyor. Bu eğitimlerin içeriği, ölçütleri ise belirsiz.

ÖĞRENCİLERİN EĞİTİM HAKKINA ENGEL
Yönetmelikte “yapılan izleme ve değerlendirme sonucunda gerekli başarıyı gösteremeyen okullar merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul kapsamından çıkarılır” ifadeleri yer alıyor. Merkezi sınavla öğrenci alan okullarla ilgili ne zaman bu adımlar atılsa akademik liselerin kontenjanlarının azaltıldığını imam hatip ve meslek liselerinin kontenjanlarının artırıldığını görüyoruz. Her öğrencinin istediği okul ve okul türünde eğitim hakkı en temel hakkı iken siyasi iktidarın okullaşma politikası ve sınav sistemi nedeniyle çocukların fen ve Anadolu gibi akademik liselerde eğitim hakkı ellerinden alınıyor.

Yönetmelikte Milli Eğitim Akademisi, Öğretmenlik Meslek Kanunu, Yeni Türkiye yüzyılı müfredatı üzerinden süreç bütünlüklü bir şekilde hayata geçiriliyor. Akademi eğitimleri, okul gelişim planı, okul temelli plan, performans, Yeni Türkiye Yüzyılı müfredatına uygun ahlaki gelişime uygun çalışmalar maddeleri ile eğitimin paralılaştırılması süreci hızlandırılıyor, öğretmenlerin hakları ve öğrencilerin kamusal, parasız, bilimsel eğitim hakkı hedef alınıyor. Yeni rejime uygun öğretmen profili adımlarına hız veriliyor.

Yönetmelikte yer alanlar bunlarla sınırlı değil. “Okullarda işletmeler, sivil toplum kuruluşları (STK), özel kurum ve kuruluşlar, paydaşlarla protokol düzenlenebilir”, “paydaşlarla işbirliği yapması istenir” ve “il/ilçe milli eğitim müdürlüğünün bilgisi ve onayı dâhilinde okullar protokol düzenleyebilir” maddeleri ile tüm eğitim kurumlarını kuşatan sermaye, tarikat yapıları, ülkü ocakları gibi yapılarla protokollerin liselerde daha da artırılması amaçlanıyor. Bugüne kadar hangi yönetmelikte STK, paydaş ifadeleri yer aldıysa bunun altında okullarda çalışma, ideolojik faaliyet yürütenlerin bu yapılar olduğuna defalarca tanıklık ettik.

Protokollerle ilgili en kritik bölüm ise okullara protokol yapma yetkisi veriliyor. Merkezi olarak imzalanan protokollere ek olarak okullar protokol yapılabilecek. Bu şekilde verilen bir yetkinin hem çocukların eğitim hakkı, hem de öğretmenlerin mesleki hakları açısından olumsuz sonuçlar doğurma riski çok yüksek.

Bu yönetmelik değişikliği bize bir kez daha gösteriyor ki; eğitim yeni rejime uygun bir şekilde her dönemden daha da büyük bir hızla yapılandırılıyor.

Birgün