Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol - @esenol
Mart ayı, iyilik ve sağlığımız ile ilişkili yıldönümlerinin, takvime çokça düşmüş olduğu kalabalık bir ay. Pandemi ilanı, uluslararası kadınlar günü, hekimlerin tıp bayramı bu aya denk düşüyor. Bu salgınlı ve afetli yüzyılda, besbelli ki yazgısal bir kavşakta, bu vesileyle başa dönüp bireysel ve toplumsal sağlıksızlaşma nedenlerini algılamak sonra mümkün olabilirse anlamak çok önemli.
PANDEMİNİN YILDÖNÜMÜ
Öncelikle yaşadığımız pandemi, insanın yerküreyle kurduğu sağlıksız ilişkinin ağır bir bulgusu olarak tezahür eden küresel bir afet ve seçilmişler nedeniyle de büyük bir felaketti. Yüzyılın, belki de yüzyılların demek daha doğru olacak, en büyük ve en kapsamlı salgını olan Covid-19, DSÖ tarafından 11 Mart 2020’de pandemi olarak ilan edilmişti. Hayat ne zaman normale dönecek iniltilerimiz arasında tam beş yıl olmuş ve hayatımızın yeni normali Covid ile yaşamak olmuş.
Biliyorum, hatırlamak istemeyecek kadar büyük kayıplar, endişeler yaşadınız ve belki de hâlâ, kırılganlaşan bağışıklık sistemleriniz ya da “uzamış Covid” nedeniyle fiziksel sağlığınız, zihinsel ve sosyal iyilik haliniz üzerinde etkileri sürmekte. Pandeminin hâlâ sürmekte olan etkilerini, ilgili disiplinler araştırıyor. Ancak pandemik virüsün sağlığımıza neler yaptığını tam tanımlayamıyoruz, kavramamıza mani olan pek çok eksik not var. Bunun en önemli nedeni olup biteni size unutturmak için artık yok sayılan bu süreç ve virüsün kısa ve uzun erimli etkilerinin inkârı.
Bu yıldönümünde karşıma çokça “pandeminin beşinci yılında öğrendiklerimiz” başlıklı konuşmalar çıktı. Önemli bir soruyu sormaktan vazgeçmeyişe saygı duyarak cevabımı veriyorum: “Pandemilerden ve felaketlerden hiçbir şey öğrenilemeyeceğini öğrendik.” Çünkü, gerçek muhataplar bu soruyu üzerine alınmayınca, tek muhatabı kalan sağlık hizmeti alıcılarına da bu süreçten alınacak dersleri öğretmenin tek bir yararı var. O da şu ki, seçimleriniz yerküreyi yok oluşa götürdüğü için salgınlar ve afetler kaçınılmaz oluyor.
Emek, kadın sömürücülerinin yerküreyi de sömürmeleri kaçınılmaz ve siz bunu bilmezden gelerek afet ve felaketli bir denklemi elinizle kurgulamış oluyorsunuz. Emek ve kadını neden buraya bağladığımı ve tek sağlık kavramıyla ilişiğini de dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Ama bu salgından, hem bilim hem tıp araştırıcıları ki bu ikisini ayırmak gerekir, çok şey öğrendi.
Virüslerin bulaşma yollarıyla ilişkili tanımlarımızın yetersizliğini, hava yoluyla bulaşmanın gerçek anlamını, virüslerin hastalandırıcılıklarındaki önemli detayları, tanı ve tedavi yöntemlerini, çığır açacak olan yepyeni bir teknolojiyi (mRNA), virüslerin nasıl kalıcı hasar bırakıp, biriktirebileceklerini diye sıralayabilirim hemen.
Öğrendiklerimizden biri de en çok insanın ABD’de ölmüş ve burada grip pandemisinden çok daha ölümcül seyretmiş olması ki teknoloji üreten, satan, bilimin verilerini, sağlık yönetiminin en kârlı bileşeni olan “sağaltıma” katan bir ülke aynı zamanda.
ALINMAYAN DERSLER
Sağlığın tam tanımı şöyle; “Sağlık yalnızca hastalık ve sakatlığın olmaması değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.” (DSÖ) Bu tanımdan devamla, sağlıklı olabilmemiz ve kalabilmemiz ancak TEK SAĞLIK kavramı içinde yani; çevre, hayvan ve insan sağlığı ile ele alınabilir. Ve sağlığımız, yoksullukla, güvenilir bir denetim ve yönetimle ve güvenli yaşayabilmek ile yakın ilişkilidir. Pandemiden hiçbir şey öğrenilemediğinin en önemli kanıtı ABD’nin ikinci kez yaptığı seçim. Birinci kez seçildiğinde, bilime, çevre sağlığına, dünyada barışa karşıtlığını hiç gizlememiş cinsiyetçi ve ırkçı bu kişiyi topyekûn, seçeni ve seçmeyenin sessizliğiyle onayladılar.
Pandemi notlarımızdaki tek eksik kaç milyon kişinin doğrudan Covid nedeniyle öldüğüne ilişkin sayılar değil. Kalp krizleri ve inmeyle yakın ilişkili bu virüsün artan fazladan ölümlerle ilişkisi ve o sayılar da eksik. Bilim dünyası bu beş yıl içinde şu notu aldı: Grip virüsünden daha az mutasyon yapıyor dediğimiz virüs, sayısız varyanta evrildi ve her varyant milyonlarca kişinin ölümüne yol açtı. Şimdi virüsün sürmekte olan bu evrimiyle aramızda bir bağışıklık duvarı olsa da her yeni varyantta şansını deneyen bir virüs var.
Şimdi bana sorulduğunda; “Bu yüzyılda başka bir salgın görme olasılığımız yüksek “diyorum ve ikinci soru hemen peşinden geliyor; “Pekiyi yeni bir salgına hazır mıyız/ ne kadar hazırız?” Cevabım “hayır değiliz ve güya büyük bütçeli hazırlıklar yapan, afilli raporlar yazan ülkeler dahi hazır değil, çünkü küresel afetler/salgınlara hazırlık, küresel hazırlık gerektirir.”
ABD, bilim araştırmalarından hızla çekiliyor, dünyada küresel afetlere yanıtı koordine edebilecek görece bağımsız kuruluşlardaki işbirliğini de sonlandırıyor. Afrika’da, Ebola’nın ikinci dalgası, Mçiçeği, kolera salgınları sanki paralel başka bir evrende oluyor. Savaşan bölgeler ve aşı reddi nedeniyle eski salgınlar, suçiçeği, kızamık, çocuk felci hortluyor. Benim öncelikli listemde kuş gribi (H5N1 ) olsa da, Çin’in Wuhan bölgesinden, henüz yayın olmuş bir araştırma, ölümcül potansiyeli yüksek bir virüs türünü öne sürüyor; Merbecovirüslerin Covid etkeni olan virüsün de kullandığı insandaki yaygın ACE reseptörlerine bağlanma yetisini geliştirdiğini gösteriyor.
Pandeminin bize öğretmesi gereken en önemli şey sağlık hizmetin salt “sağaltım” olmadığının algılanır olmasıydı. Sağlık hizmeti, aynı zamanda korunma ve bakımdır. Bu bakımdan, başları endüstri tarafından sağaltımın şehvetiyle döndürülmemiş, kendi başlarının çaresine bakan, koruyucu sağlık hizmetleri daha yerleşik ve öncelikli olan bazı Asya ülkeleri salgında daha erken ve doğru cevaplar verdiler.
CİNSİYETÇİ TIP
Dünya emekçi kadınlar günü nedeniyle benim de bir yazımda özetlediğim üzere kadınların sancılarını ve biyolojik bedenlerini, erkek bedenlerinden projeksiyonuyla anlamaya çalışan ya da görmezden gelen “cinsiyetçi tıp” sonunda kadınların apayrı sağlık sorunları olduğunu raporladı. Zannederim bu yeni ilginin nedeni bilim ve tıp araştırıcılarının uzun yaşama olan hevesi ve kadının ekonomiye katlanarak artan katkısı. Kadın uzun yaşıyor ama yaşamlarının büyük bölümünde sancılar içinde yaşıyor. Sancıları, kalp ağrıları tıp tarafından görmezden geliniyor.
Kadınların sık yaşadıkları sağlık sorunları; endometriozis, interstisiyel sistit, hassas bağırsak sendromu, donuk omuz, adet döngüsü sancıları, romatizmal hastalıklar ve fibromiyalji. Sağlık sorunları çözülemeyen kadın işine gücüne sahip çıkamıyor, yani mesele artık ekonomiye emanet. Ayrıca ilgili raporlara göre, sağlık hizmetinde kadın hekim daha iyi. Çünkü kadın hekim, eril, cinsiyetçi tıp gibi yalnızca sağaltıma bakmıyor. Kadın hekim aynı zamanda bakım ve korunmayı da önemsiyor. Ve sağlık bakımı sırasında hastalığı iyileştirmekten çok hastayı iyileştirmeye uğraşıyor.
TIP BAYRAMI
Mart ayındaki önemli üçüncü tarih olan tıp bayramı yalnızca Türkiye’de kutlanıyor. Bize bir bayram hediye etmiş Türkiye, şimdi boyunu aşmış büyük sağlık sorunlarını sağlık çalışanlarının sırtına yüklemiş durumda. Dünyada, kriz çağrıları yapılan sağlıkçı açığı için açıklanan rakamlardan daha kötü durumda olmamıza rağmen bir sağlıkçı, 5 sağlıkçının işini yapıyor. Ne var ki bu özveri artık sağlık yönetimindeki kara delikleri kapatamıyor. Sağlık hizmeti alanla sağlık hizmetinden birinci derecede sorumlu olan, aynı tüccar zihniyetin kıskacında debeleniyor. “Düşünme, dayanma, hayal etme gücümüz ne kadarsa o kadar insanız” diyor Kemal Tahir... Bunların hepsi, en mühimi insan kalabilmek ve insanca yaşamak ise, sağlıklılığı gerektiriyor.
KAYNAK:
https://www.cell.com/cell/fulltext/S0092-8674(25)00144-8
https://www.birgun.net/haber/viral-kalp-krizleri-568962#google_vignette
https://t24.com.tr/yazarlar/esin-senol/kadin-olmak-sancisi,48935