Başbakan Recep Peker tarafından kurulan hükümet dönemide Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak görev yapan Dr. Behçet Uz’da eski Sağlık Bakanı Dr.Sadi Konuk’dan kısa bir süre sonra Trabzon’dan başlayarak Karadeniz’de bir tetkik gezisine çıkmıştı. Trabzon’da 250 yataklı ve tam teşekküllü Numune Hastanesini ve Hemşire ve Ebe Okulunu açan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Behçet Uz, çok yakında bölgeye Verem hastanesini de açacaklarını müjdelemişti. Trabzon’dan sonra Giresun’a geçen Sağlık Bakanı oradada programı gereği gerekli teftişleri yaparak Bakır Vapuruyla Ordu’ya hareket etmişti.
Güzelordu Gazetesinin manşetten verdiği haberlere göre; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Behçet Uz 26 Temmuz 1947 günü Bakanlık Sosyal Yardım Dairesi Başkanı Dr. Celâl Otman ve Anadolu Ajansı Genel Müdürü Muvaffak Sunal’ın da bulunduğu heyetle saat 9 sularında Bakır vapuruyla Giresun'dan Ordu'ya gelmişti. Vali Saip Okay’ın başında bulunduğu bir heyet tarafından vapurda karşılanmıştı. Sağlık Bakanı Uz Ordu’da kaldığı birkaç saat içerisinde Keçiköy’de bulunan Memleket Hastanesini, Valiliği, Halk Partisini ve Ordu Halkevini ziyaret etmiş, daha sonra yeniden yapılması tasavvur olunan yeni hastanenin yerlerini incelemişti. Şerefine Halkevi salonunda il protokolünün de hazır bulunduğu bir ziyafete katılan Bakan Uz, daha sonra vapura gitmek üzere yola çıkmıştı. Cihan Gazinosunun bahçesinde kendilerini bekleyen Ordulularla bir müddet hasbihal edip, bir kahve içip konuşan Dr. Behçet Uz halkın muhtelif sorunlarını ve isteklerini dinlemiştir. Bakan Uz, saat 11 civarında vapurla Samsun’a hareket etmişti.
Sağlık Bakanı Behçet Uz'un teşrifleri münasebetiyle aynı gün çıkan Güzelordu Gazetesinin ilk sayfasında Diş Hekimi ve Ordu Halkevi Başkanı Yekta Karamustafaoğlu tarafından da bir makale kaleme alınmıştı. Ordu'nun sağlık alanındaki ihtiyaçlarının ve sorunlarının dile getirildiği makale şöyle devam ediyordu:
“Sağlık Bakanı sayın Doktor Behcet Uz'dan tetkik gezileri münasebetiyle memleketimizin önemli sağlık konuları üzerinde bu sütunlarda bazı dileklerde bulunmak istiyoruz. Üç yüz otuz bin nüfuslu ve beş İlçesi olan Ordu İlinin tek sağlık müessesesi olarak 45 yataklı bir hastanesi vardır. Bu hastanede aşağı yukarı bir hesapla her sekiz bin kişiye bir yatak isabet ediyor demektir. Bu riyazi belâgat önünde bir Vilâyet halkının ne kadar sıkıntı içinde bulunduğu münakaşa götürmez bir durum arz etmektedir. Keyfiyet her halde yüksek Bakanlıkça da malumdur.
Bakanlığın on yıllık programı dahilinde yapılacak büyük bölge hastaneleri çerçevesine Vilayetimiz girmediğine göre bizim mütevazi hastane daha yıllarca bu memleketin sağlık ihtiyacına binbir müşkülâtla cevap vermek zorundadır. Ordu'nun bu nüfus kesafetine göre 75 - 100 yataklı bir hastaneye şiddetli ihtiyacı olduğu söz götürmez bir hakikattir. Devlet hastaneleri inşası keyfiyeti bir tahsisat ve program meselesi olduğu da malumumuzdur. Fakat evvelce Bakanlıkça düşünüldüğü gibi Özel İdarece verilen bugünkü Memleket hastanesinin işletme masraflarını Bakanlıkça karşılanmak suretiyle eli bir yardım formülü kabul edildiği takdirde Özel İdaremizin İller Bankasından Hastanenin inşası yolunda yapacağı bir milyonluk istikrazın taksit karşılığı kolaylıkla temin edilmiş olur kanaatindeyiz. Bu para ile şehrin en müsait bir mahallinde kurulmasını dört gözle beklediğimiz bu hastanenin; ayni zamanda küçük çapta dahi olsa sanatoryumlar için sıra bekleyecek olan veremli hastaların tecrit ve gıdalanmalarına medar olacak bir verem pavyonunun da plân dahiline alınması veremin yayılmasına mani olmak bakımından çok faydalı olacağını sanıyoruz.Çünkü memleketimizde günden güne mahsus derecede artan verem afetinin ne kadar korkunç ve yıkıcı olduğu hepimizin görüp bildiği acı bir hakikattir.
Mahalli sağlık dâvamız yolundaki bu önemli temennilerimizin yanında bir de (Doğumevi ) mevzusu vardır ki bunun üzerinde de hassasiyetle durmak çok yerinde olur fikrindeyiz. Bugünkü hastanemizin cerrahi kliniğinde operatörümüzün gündelik mesaisi içinde bu mühim müdahalelere de ister istemez el koymak mevkiinde bulunduğu düşünülürse işin güçlüğü meydana çıkar. Doğum meselesi ve ihtisas ayrı bir konu apayrı bir iştir. Küçük çapta doğum evine memleketin şiddetle ihtiyacı vardır. Ebe bulunmayan şehirden uzak bölgelerde ve bilhassa Gölköy İlçesi gibi yüksek yerlerde doğum hadiseleri ekseriya facia halinde tecelli ediyor. Biz bu noktaları belirtmekle, malumu ilâmdan başka bir şey olmuyoruz. Ve samimiyetle inanıyoruz ki, Sağlık Bakanımız Sayın Dr.Behcet Uz, bu dâvanın her Ordulu kadar hassas bir davacısı ve samimi bir takipçisidir. Memleketin derdi, kendilerinin derdidir. Yekta Karamustafa”
1954 YILINDA ORDU MEMLEKET HASTANESİNDE AMBULANS SORUNU…
1930’ da hizmete açılan Ordu “Memleket Hastanesi” o dönem vilayetin yegâne sağlık ve sıhhat yuvasıydı. Nüfusun % 80’nin yaşadıkları o yıllarda köylerden, kasabalardan, insanlar akın akın bu hastaneye gelip, sağlık sorunlarının çözümü için çare arıyorlardı. Doktorlar ile diğer sağlık personeli de gece gündüz demeden bu sorunlara fedakârca çözüm bulmaya çalışıyorlardı.
Hastalanmış, derdine çare arayan mustarip vatandaşların tek kurtarıcı sığınak olan bu mütevazi şifa yurdunda meslek aşkıyla çalışan, doktorlar ve onlara yardımcı sağlık çelışanları da eldeki imkanlar ölçüsünde göre, iftiharla görevlerini yapıyorlardı.
O yıllarda hastaneye acilen getirilen bir çok hastanını yeterli sedye olmadığı zamanlarda sırtta veya kucakta taşındığı bile görülmüştü. Hastanenin şehirden uzakta oluşu dolayısıyla doktor ve personeli getirip götürmek, hatta hastanenin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere, Ordu Tüccarlarının da maddi yardımıyla Hastaneye bir araba alınmıştı.
Çünkü o yıllarda Ordu’da Memleket Hastanesinin hastayı hastaneye taşıyacak ufak kamyonetten bozma tek bir ambulansı vardı. Sık sık arıza yapan bu ambulansı bıkmadan, usanmadan, gecesini , gündüzüne katarak hizmet götüren fedakâr sürücüleri vardı. Ayrıca bu ambulans boş anlarda hastaneye erzak ve personel taşıma servisi de yapıyordu.
1954 yılı Temmuz ayı olmuştu. Gürses Gazetesi aracılığıyla Ordu’lular Memleket hastanesine artık daha donanımlı ve yeni bir ambulans getirtilmesini istiyorlardı. Gazete bu hususta yayınladığı bir haberde ambulans talebini şöyle dile getirmişti: “… Muhakkak her derdin bir devası vardır. Dertlerin çoğu da hastanelerde şifa bulur. Onun için biz hastanelere özel bir hassasiyet gösteririz. Ama bizi Ordulular Hastane işinde biraz bahtsız sayılırız. Evvela hastanemiz çok küçüktür, bu bir. Sonra Doktor meselesi gelir. Yeni hastanemiz ihale edildiğinden bina hususunda daha bir şey demeye hakkımız yoktur.
Doktorlara gelince: bir ara karma karışık arap saçı gibi olan kadro bu günlere ıslah olmaya yüz tutmuştur. İnşallah yeni binada yepyeni ve daha geniş bir kadro ile doktorlarımızda iyi randımanla çalışırlar. Bugün bizim temas etmek istediğimiz mesele hastanenin ambulansıdır. Duyduğumuza göre bu araba miadını doldurmuştur. Hatta bugün o arabayı getirip götüren lastiklerde Valilik arabasına aitmiş. Lastik işi bir yana miadını dolduran bu arabanın hastanenin işinde ancak yedek veyahut şehir içi görev yapabileceğidir. Mesele geçen Cumartesi Yokuşdibi’nde vuku bulan jip kazasında yaralananları almak için giden Ambulans yarı yoldan geri dönmüş ve Valimizin de yakın ilgisiyle oraya bir jip gönderilmiştir. Demek oluyor ki bu araba Ordu Vilayetinin hastane işini tam manasıyla yapamaz. Öyle ise yeni bir arabaya ihtiyaç vardır. Ne yapalım. Sağlık Bakanlığına rica edelim. İşte ricamızı ettik. Ve bakanlığın bu haklı konuda alakasını bekliyoruz…”
Uzun yıllar boyu Ordu’da yaşanan vakalara elde minibüsten bozma derme çatma ambulanslarla idare edilmiş, elden geldiğince sağlık hizmeti verilmişti. 1980 li yıllarda yeterli tahsisat ayrılamayan ambulansları halk kendi arasında topladıkları yardımlarla yurt dışından getirip ilgili kurumlara hibe etmeye çalışıyorlardı. Ordu’da ise ambulans hizmeti istenildiği seviyede ve kalitede değildi. Almanya’da gurbette çalışanlar bu farkı ve ihtiyacı daha iyi gördükleri için sık sık memleketlerine Ambulans alıp, hibe etmeye başlamışlardı.
Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan İstatistik Yıllığı’na göre, 2002’de Türkiye’de 3.726 adet ambulans bulunmaktaydı. Bu sayı 2003 yılında 3.897’ye, 2004 yılında ise 4.035’e yükselmişti. Bununla birlikte aynı raporda 2018 yılında Türkiye’de 4.910’u 112 Acil, 676’sı ise diğer ambulanslar olmak üzere toplamda 5.586 adet ambulans olduğu kamuoyuyla paylaşılmıştı