Kübra Kırımlı
[email protected]
Ankara – Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2 milyon çift bebek sahibi olmak istiyor ama olamıyor. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD), tüp bebek tedavisinin pek çok aşamadan, ilaç kullanımından ve çeşitli prosedürlerden oluşan bir süreçten oluştuğuna dikkat çekiyor. Halk arasında kısırlık olarak bilinen ‘infertilite’, bir yıl boyunca düzenli ve korunmasız cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen gebe kalınamamasına deniyor. Tedavi süreci zorlu ve maliyeti de yüksek olan bu üreme yönteminin tedavisinde kullanılan pek çok ilaç eczane raflarında uzun süredir yok.
2025 ocak ayı itibarıyla İstanbul’daki tüp bebek merkezlerinin, standart tüp bebek tedavisi fiyatları ortalama olarak 60 bin TL ile 110 bin TL aralığında değişiyor. Devlet bu rakamın sadece yarısını ödüyor. Eşiyle birlikte asgari ücretle çalışan ve bebek sahibi olmak için ikinci kez tedavi gören Yükselen A, “Devlet yarısını karşılasa da maliyeti bizim için yine de yüksek” dedi. Eczacı Erdal Kart, reel döviz kuru ile ilaç avro kuru arasındaki farktan kaynaklı tüp bebek tedavisinde kullanılan ithal ilaçların raflarda olmadığına dikkat çekerek “Bu ilaçların muadili de yok” dedi.
Devlet desteği yetersiz
Tüp bebek tedavisinde devlet maliyetin yarısı kadar destek sağlıyor. Ancak sağlanan bu desteğe rağmen yine de tedaviye ödenen ücret asgari ücretin çok üzerinde. Samsun’da yaşayan ve bebek sahibi olmak için ikinci kez tüp bebek tedavisi gördüğünü anlatan Yükselen A, “Devlet tedavi masrafının yarı ücretini karşılıyor” dedi. Devletin karşıladığı miktara rağmen tedavisinin ilkinde cebinden 27 bin TL, ikincisinde 30 bin TL çıktığını anlatan Yükselen A. “Eşim de ben de asgari ücrete çalışıyoruz. Dolayısıyla bu bizim için oldukça yüksek bir maliyet” ifadelerini kullanarak Ankara ve İstanbul gibi illerde tedavinin daha da maliyetli olduğunu söyledi.
"İlaçların muadili de yok"
Eczacı Erdal Kart, tüp bebek tedavisinde kullanılan ancak bulunamayan ilaçların ithal ilaçlar olduğunu ve bu ilaçların muadillerinin de bulunmadığını söyledi. Örneğin Merıofert tek flakon ilacın 6-7 aydır piyasada olmadığını dile getiren Kart “İlaç senede ya bir ya da iki kez piyasaya giriyor. Ben de piyasaya girince eczanede bulunduruyorum. Artık sorulmuyor desem yeri. Yine de kullanan hastalar var ve tek flakona ihtiyacı olan hastalar piyasada yine aynı markanın nadir bulunan 10’lu flakonunu almak zorunda kalıyorlar” dedi.
"Hastalar ilaç arıyor"

Fotoğraf: MA
Tek flakonun ücreti 869 TL iken hastaların 10’lu ampule 12 bin 939 TL ödediğini anlatan Kart “Yani hastanın cebinden fazladan para çıkıyor” dedi. Tüp bebek tedavisinde bulunamayan bir diğer ilacın Ovıtrelle olduğunu belirten Kart, “Ayda 20-30 kadar hasta da Ovıtrelle’i soruyor. Geçenlerde Sivas’tan bir hasta arayıp sordu. Böyle illerden arayarak hastalar ilaç arıyor” diye konuştu. Bu durumun eczacıları da olumsuz etkilediğini anlatan Kart, “İlaç firması ile SGK arasında bir anlaşmazlık söz konusu. Firmalar kamu kurum iskontosunu düşük uyguluyor, farkını 1 ay sonra biz firmadan alıyoruz. Eğer bunu firmaya bildirmeyi unutuyorsak bu süreç uzuyor tabii” diye konuştu.
"Kadın sağlığı hiçe sayılıyor"
Ekmek ve Gül Editörü Sıla Altun, devletin kamu hizmetlerinden elini çekmesi ve Şimşek programıyla birlikte kadınlar açısından üreme sağlığı, anne-çocuk sağlığı hizmetlerinin gittikçe daraldığına işaret etti. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların tedavi ve gereken ilaçlara erişiminin de bu koşullarda kısıtlandığının altını çizen Altun “Kadınlar için yapılması gereken şey, tüm sağlık hizmetleriyle birlikte bütünlüklü bir biçimde kadın sağlığı, üreme sağlığı ve anne-çocuk sağlığı hizmetlerinin ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli olmasıdır. Kârın değil, halk sağlığının, kadın sağlığının öncelendiği bir sağlık sistemi gerekli. Bu da ancak başta kadınlar olmak üzere işçi ve emekçilerin bu talebi aşağıdan dayatmasıyla mümkün” dedi. İktidarın özellikle işçi ve emekçi aileleri hedef alarak kadınlara çok çocuk yapmalarını dayatan adımlar attığını hatırlatan Altun “Ama tek adam iktidarı, söz konusu kadınların kendi iradeleriyle çocuk sahibi olmak istemeleri olunca buna uygun kamusal sağlık politikası geliştirmemeyi açıkça tercih ediyor. Çünkü iktidar, sermayenin ihtiyaç duyduğu ucuz emek gücünü en düşük maliyete çoğaltmaya çalışıyor. Bu da kadınların ya da çocukların sağlığının hiçe sayılmasıdır” dedi.