70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı

Nature Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, beslenme şeklinin uzun yaşam üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim insanları; sağlıklı yağlar, meyve, sebze ve tam tahıllı besinler tüketen bireylerin kronik hastalık riskinin, tüketmeyenlere oranla daha düşük olduğunu belirledi.

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı - 1

Ses getiren çalışmada, 30 yıl boyunca 105.000 katılımcının beslenme rutini incelendi. Araştırmanın sonucunda yalnızca 9.771 katılımcının sağlıklı bir şekilde yaşlandığı tespit edildi.

N-LIFE HABERLERİ

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı - 2

AHEI (Alternatif Sağlıklı Beslenme İndeksi), Akdeniz veya bitki bazlı diyetlere kıyasla daha uzun vadeli faydalar sunarken, diyetin yaşlanma karşıtı etkisi de kanıtlandı. Söz konusu beslenme şeklinde bol miktarda sebze, meyve, bakliyat ve kuruyemiş tüketimine odaklanılıyor. Alternatif Sağlıklı Beslenme İndeksi'nde kronik hastalık riskinin azaltılması amaçlanıyor.

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı - 3

Diyette zaman zaman et, balık ve süt ürünlerine de yer veriliyor ancak işlenmiş etler, tuz, trans yağlar, tatlandırılmış içeceklerin tüketimi sınırlı tutuluyor. 

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı - 4

Uzmanlar, diyeti uygulayan kişilerin 70 yaşına sağlıklı bir şekilde ulaşma olasılıklarının yüzde 86 daha yüksek olduğunu belirlendi.

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı - 5

Planetary Health Diet Index ise araştırmada Alternatif Sağlıklı Beslenme İndeksi'nin hemen altında yer aldı. Planetary Health Diet Index, çevresel etkileri göz önünde bulundurarak bitki bazlı beslenmeyi teşvik ediyor.

30 yıllık araştırma sona erdi: İşte 70 yaşına kadar sağlıklı yaşamanın sırrı - 6

Araştırmada, bu sağlıklı diyetlere uyan bireylerin genellikle daha yüksek sosyoekonomik statüye sahip oldukları, daha fazla egzersiz yaptıkları ve daha düşük depresyon oranları sergiledikleri de vurgulandı.