Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk: İmam Hatip ve İlahiyat Fakülteleri, Türkiye’nin Uyuyan Gücüdür

Türkiye'nin tarihsel ve kültürel birikimiyle dünya medeniyetine yön verebilecek bir potansiyele sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Türk, İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinin bu potansiyelin en önemli taşıyıcılarından biri olduğuna dikkat çekti. Ancak, bu kurumların henüz tam anlamıyla değerlendirilmediğini belirterek, "Bu okulları yalnızca dini eğitim veren kurumlar olarak görmeyelim. Onları, Türk milletinin, İslam aleminin ve insanlığın maddi ve manevi gelişimine katkı sunacak merkezler haline getirmeliyiz." Dedi.

İMAM HATİP LİSELERİ: KÜRESEL GÖNÜLLÜ ELÇİLER YETİŞTİRME MERKEZİ
Prof. Dr. Türk'e göre, İmam Hatip Liseleri sadece Anadolu'nun manevi dokusunu korumakla kalmamalı, aynı zamanda küresel düzeyde gönüllü elçiler yetiştirecek bir sistemin temel taşı olmalıdır. "Maddi ve Manevi Kalkınma Gönüllüsü" programı adını verdiği bu modelde, öğrencilere hem pratik beceriler kazandırılması hem de insani değerlerle donatılması öngörülmektedir. Bu program üç temel unsura dayanıyor: Eğitimde Yenilik, Milli ve Manevi Kimlik, Küresel Vizyon.

Bu kapsamda, İmam Hatip Liselerinin müfredatına tarım, hayvancılık, marangozluk ve elektrik işleri gibi pratik beceriler eklenerek, mezunların kendi ayakları üzerinde durabilmeleri sağlanacak. Milli ve manevi kimliğin güçlendirilmesi için Türkçe, Türk kültürü ve İslam ahlakının birleştiği bir eğitim modeli benimsenecek. Küresel vizyon çerçevesinde ise mezunlar, Afrika'da su kuyuları açma, Balkanlar'da tarım teknikleri öğretme gibi projelerle Türkiye'nin uluslararası etkinliğini artıracak.

İLAHİYAT FAKÜLTELERİNDE PROGRAMLAR DEĞİŞMELİ
Prof. Dr. Türk, İlahiyat Fakültelerinin de benzer bir dönüşüm geçirmesi gerektiğini belirterek, "Maddi ve Manevi Kalkınma Elçisi" adı verilen bir program önerdi. Bu modelde, standart ilahiyat müfredatının yanı sıra liderlik, tarım yönetimi ve proje geliştirme gibi derslerin de eklenmesi öngörülüyor. Türk, şu ifadeleri kullandı:

"İlahiyat Fakülteleri sadece dini bilgi veren kurumlar olmaktan çıkmalı. Özel müfredat ile din eğitiminin yanı sıra inşaat teknikleri ve tarım yönetimi gibi alanları da kapsamalıyız. Yüksek lisans programları, uygulamalı tezlerle sahada deneyim kazanılacak şekilde dizayn edilmelidir. Bu tür yenilikler, fakültelerin itibar ve cazibesini artırarak nitelikli öğrencilerin ilgisini çekecektir."

ANADOLU'DAN DÜNYA'YA UZANAN ELLER
Bu sistemle yetişen mezunların sadece Türkiye'de değil, dünya çapında kalkınma projelerine liderlik edebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Türk, "Anadolu'nun boşalan köylerini yeniden canlandırabilir, Afrika'da susuzluk ve açlıkla mücadele edebilir, Türk Cumhuriyetleri ile kültürel bağları güçlendirebiliriz" dedi.

Türkiye'nin misyonunu vurgulayan Prof. Dr. Türk, şu çağrıda bulundu: "Biz Afrika'ya girmeye başladık, ama hala orada Hristiyan misyonerlerin karşısına kendi model insanımızı koyamadık. Onlar her gün sahada, biz ise sadece zaman zaman yardım gönderiyoruz. Kalıcı bir sistem kurmalı ve yeni nesilleri bu vizyonla yetiştirmeliyiz. Artık uyuyan gücümüzü uyandırma vaktidir."