Ruhi Saner: “İzmit bende büyük etki bıraktı”

Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin düzenlediği Yaşayan Tarih Sohbetleri programının bugünkü konuğu olan Ruhi Saner, hayat hikayesini anlattı. Saner İzmit’e olan sevgisini şu ifadelerle anlattı, “1943 yılında İzmit’e geldik. Bu yılda İzmit’i ilk defa gördüm. Bende çok büyük bir etki bıraktı. Sonrasında İstanbul’a gittik. Denize bakıyorum, vapura bakıyorum. O günden sonra bende büyük bir İzmit aşkı doğdu” dedi.

Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin düzenlediği Yaşayan Tarih Sohbetleri programına konuk olan eski İzmit Belediyesi Başkanı Erol Köse’nin ekibinden eski bürokrat ve esnaf Ruhi Saner hayatı hikayesini anlattı. Programın moderatörlüğünü Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Çalışma Grubu Başkanı Müzeyyen Ünal gerçekleştirdi. Programa Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Çalışma Grubu Başkanı Müzeyyen Ünal, KYÖD eski Başkanı Mustafa Küpçü, gazetemiz yazarı Gül Anasal ve sevenleri katıldı.

‘İZMİT’E AŞIK OLDUM’
Ruhi Saner hayat hikayesini ifade ettiği anlatısında şunları söyledi, “1938’de Ankara’da dünyaya geldim. Babam Ankara’ya bir iş için gitmiş. Orada memurluk teklif etmişler. Babam İçişleri Bakanlığı’nda memur oluyor. 1943 yılında İzmit’e geldik. Bu yılda İzmit’i ilk defa gördüm. Bende çok büyük bir etki bıraktı. Sonrasında İstanbul’a gittik. Denize bakıyorum, vapura bakıyorum. O günden sonra bende büyük bir İzmit aşkı doğdu. Babam tayin istedi. Bilecik’e tayin oldu. Babam vekil kaymakam olarak tayin oldu. Burada bir yıl geçirdikten sonra Ankara’ya gittik. Burada birinci sınıfa başladım. İkinci sınıftayken babam İzmit’e tayin oldu. Burada ilkokulu bitirdim. Babam müfettiş olarak Sakarya’ya gidiyordu. Ortaokulun 1’inci sınıfını Adapazarı’nda okudum. 2’inci sınıfı bitirdikten sonra liseyi de İzmit Lisesi’nde bitirdim.

‘KAYDIMI SİLDİKLERİNİ SÖYLEDİLER’
Liseden sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kayıt oldum. Orada biraz zorlandım. 27 Mayıs 1960 ihtilali oldu. Sonrasında askere gitmek istedim. Fatih askerlik şubesine gittim. Orada bir yüzbaşıyla tanıştım. Yedek Subay öğretmenlik çıktı. Bana Üsküdar Şubesi’ne gittim. Tokat çıktı. 20 kişilik grup olarak kuraya itiraz etmek Valiye gittim. Vali bizimle konuştu. ‘Siz oralara gitmezseniz orada kimse eğitim alamaz’ dedi. Kurada bize çıkan yerlere gittik. Askerliğimi tamamladım. Hukuku bitirmek istedim. Kaydımı sildiklerini söylediler. Ben ikinci defa gireceğim vakit sınav çıkmıştı. 3 eski öğrenci girdik. Ankara’da siyasal bilgiler okumak için gittim.

‘SENDİKACILIK FAALİYETLERİNDE BULUNDUM’
Kayıtımı yaptırdım fakülteye, sendikacılık ve sivil toplum örgütleri faaliyetlerine bulundum. Kamu Personeli Yasası hazırladık. Sosyal Sigortalar Kurumunda memurum. Sendikacılık faaliyetlerini yaparken benim önerdiğim genel başkanlar ve genel sekreterler vekil adayı olmasın dedim. Kabul edildi. Daha sonrasında genel sekreter oldum. Bülent Ecevit’le görüştüm. Dedim ki ‘İsmet Paşa’yı severim, ama parti tabanının istediği başkan sizsiniz dedim’ 1974 yılına kadar Ankara’daydım.

‘AHMET SANER’İN BANA BÜYÜK İYİLİĞİ OLDU’
Babaannem İstanbul’un en alaylısıdır. Topuzlu çocukları diye anılıyorlar. Dedemin babası Edip Paşa’dır. 9 çocuğu oluyor. Onlarında torunları oluyor. Birçoğu çeşitli yerlerde görev yaptılar. 3’ü generallik yapmıştır. Necip Torun Tay iyi yetişmiş bürokrattır. Dış politikaya ve ulusal arası ilişkilere ilgi vardı. Çeşitli ülkelerde ateşelik yapmıştır. Burhanettin Göksel vardı. Kara Harp Okulu mezunudur. Hava Harp Okulu mezunudur. Korgeneral rütbesinde emekli oldu. Ahmet Ferit Saner, Müfit Saner’in oğludur. Bana büyük bir iyiliği oldu. Kendisi mühendisdir. Türkiye’de teknik öğretimin önemini anlatıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev almıştır. Teknik okullar onun döneminde açılmıştır. Kendisi baş müfettişti. Kendisiyle görüş alışverişi bulunmak üzere bir araya gelirdik. Türkiye’nin sorunlarını konuşurduk.

‘EŞİMLE AMERİKA’DAN GELİNCE TANIŞTIM’
12 Mart Muhtırasında sendikal faaliyetler yasaklandı. MİT’ten birisi benim görüşmek istedi. Ahmet Saner’i sordu. ‘Alacağım cevabı aldım. Sizi alacaklar dedi.’ Hakkımızda dava açıldı. Bir arkadaşım benim imzalarımı üstlendi. Bana sen gençsin dedi. Birkaç bir şey girdi araya beni almadılar. Eşim Ankara’da bir hastanede başhemşireydi. Onu orada gördüm, tanıştık ve evlendik. Önce İstanbul’da başladı. Sonra Ankara’ya tayin oldu. Amerika’da eğitim almak için gidiyor. Oradan geldikten sonra göreve devam ediyor. Ben onu Amerika’dan gelince tanıdım”